Komünist KöZ

Sayı: 42
Eylül 2008


Geri Dönmek İçin Tıklayınız

 

Deri İşçileri Dayanışma Derneği Kuruldu

İzmir’de uzun bir süreden beri devam eden ve deri işçilerinin dayanışmasını, birlik ve beraberliğini hedefleyen örgütlenme çalışmaları deri işçilerinin dernek başvurusunu yapması ile hız kazanmıştı. Gerek dernek çalışmasının tanıtımını yapmak, gerekse de deri işçilerinin yaşadığı en önemli sorunlardan olan esnek üretim, taşeronlaştırma ve parça başı üretim problemlerinin çözümünde bir adım atmak üzere 12 Nisan günü bir etkinlik gerçekleşti. Deri İşçileri Derneği’nin organize ettiği etkinlik deri atölyelerinin yoğun olarak bulunduğu Basmane-Kapılar bölgesinde Hüseyinoğulları Düğün Salonu’nda yapıldı.

Panel, tiyatro ve müzik dinletisinden oluşan etkinliğe çoğunluğu deri işçisi olmak üzere yaklaşık 150 kişi katıldı. Çeşitli fabrikalarda direnişlerini sürdüren bütün işçiler için 1 dakikalık alkışla başlayan etkinlik Deri İşçileri Derneği’nden bir kadın işçinin yaptığı konuşma ile devam etti:

Açılış Konuşması

“Deri işçilerinin uzun bir süredir devam eden örgütlenme isteği ile Deri İşçileri Derneği dernek başvurusunu yapmıştır. Uzun bir süreden beri devam eden toplantılarımızda “bilincimiz yok, derneğe hazır değiliz” diyen deri işçilerine bilincin örgütleme ile pratik çalışma ile olacağını söyledik. Artık sorunlarını çözeceğimiz bir derneğimiz var. Sizinle güçlenerek yolumuza devam edeceğiz. Deri İşçileri Derneği bir tek işyeri sendikasız, bir tek işçi sigortasız kalmayıncaya dek mücadeleye devam edecek”

Finike Pazarcı Esnafı Derneği, Anadolu’da Yaşam ve Mayısta Yaşam Kooperatifi ortakları ve İzmir Yeni Dünya İçin Çağrı okurlarının gönderdiği mesajlar okunduktan sonra panele başlandı.
Panel

“Esnek Üretim, Taşeronlaştırma ve Parça Başı Üretim Karşısında Örgütlenme Sorunları, Çözümleri ve Deneyimleri” başlıklı panele Deri-İş Genel Başkanı Musa Servi, Bağımsız Tekstil İşçileri Sendikası (BATİS) Genel Başkanı Metin Burak ve Deri İşçileri Derneği’nden Yalçın Yanık katıldı.

Deri-İş Genel Başkanı Musa SERVİ:

“Öncelikle deri işçilerinin yaptığı bu etkinlik için bizi İzmir’e davet eden Deri İşçileri Derneği’ne teşekkür ederim.

Neo-liberal politikalar sonucunda yoğun hak gaspları ile karşı karşıya bulunan işçi sınıfı olarak çok zor bir süreçten geçiyoruz. Yeni Dünya Düzeni ve Küreselleşme gibi kavramlar insanlar arasında eşitliği sağlayacak diye önümüze sunulmasına rağmen YDD ve Küreselleşme süreci işçi ve emekçiler için daha fazla sömürü ve saldırı getirdi. Dünyanın bir çok yerinde yaşanan saldırılarla birlikte sosyal devlet yok edilmeye çalışılıyor. Almanya’da, Fransa’da, Yunanistan’da bu saldırılara karşı yoğun direnişler yaşanıyor ve sermaye geri adım atmak zorunda kaldı. Bizde de son dönemlerde artmaya başlayan saldırılara, hak gasplarına karşı emek örgütleri 14 Mart Eylemleri’nde ortak hareket ederek on binlerce emekçi ile bu saldırıları püskürtebileceklerini gösterdiler.

Bağlı bulunduğumuz konfederasyon olan Türk-İş’in SSGSS saldırısına ilişkin tavrını kabul etmemiz mümkün değil. Geçtiğimiz günlerde, Türk-İş'e bağlı 11 sendika İstanbul’da yapılan eyleme katılarak Türk-İş’e bu konuda bir uyarıda bulunduk.

Deri-İş sendikası 1949 yılında kuruldu. Bu tarihten bu yana iyi örgütlü olduğu dönemlerde işçilerin sosyal haklarının gaspına karşı iyi mücadele ediyorduk. Fakat neo-liberal politikalarla emekçilerin örgütlülüğü azaltılmaya çalışıldı ve bu bizi de olumsuz etkiledi.

Geçtiğimiz yıllarda yürürlüğe giren 4857 Sayılı İş Kanunu ile kuralsız çalışma dayatması ile karşı karşıyayız. Şu anda örgütlü olduğumuz işyerlerinde yapılan toplu iş sözleşmelerine bu yasayı yansıtmadık ancak bir çok işyerinde parça başı çalışma ile işçi arkadaşlar bireyselliğe ve kısa vadeli düşünmeye itiliyor.

Bir süre önce Çiğli Organize’de bulunan Lider Deri’de sendika çalışması yapılmaya başlandı. Ancak toplu sözleşme için gerekli sendikalı işçi sayısını bulamadan işverenin sendikalaşmayı duyması ile işveren birçok sendikalı işçiyi işten çıkardı. Uzun süre devam eden direniş nedeniyle işveren üretimi dışarıya fason vererek işi aksatmamaya çalıştı. Biz fason üreten atölyeleri de takip etmemize rağmen Lider Deri’deki mücadeleyi dışarıya, yani fason üreten Basmane’deki atölyelere yayamadık. Deri atölyelerinde çalışan ve fason çalışan arkadaşların bu mücadeleye destek vermelerini sağlayacak ve Lider Deri’ye fason üretmeyi engelleyecek bir ağ kurabilseydik gerek Lider Deri’deki işçilerin mücadelesi için gerekse de deri işçilerinin birlik beraberliği için önemli bir süreç yaşanacaktı.

Dernekler işçilerin bir araya gelmesi için önemli bir araç ancak toplu sözleşme vb. hakları kullanmamız için mutlaka sendikaya ihtiyaç var. Deri atölyelerinde, ayakkabıda, tabakhanede çalışan arkadaşlarla mutlaka gücümüzü birleştirmemiz gerekiyor. Deri-İş sendikası olarak üzerimize düşen her türlü imkanımızı size sunmaya hazırız. Derneklerin işçilerin bir araya geldiği ve kaynaştığı bir ön araç olması nedeniyle dernek çalışmasını küçümsemiyoruz”

Deri İşçileri Derneği-Yalçın YANIK:

“Sorunlarımız çok olduğu için bu sorunları konuşmakla tüketemeyiz. Biz Deri İşçileri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği olarak sendikasız-sigortasız işçiler arasındaki dayanışmayı örmek, işçiler arasındaki güveni tazelemek ve bu vesileyle Deri-İş sendikasının önünü açmak, çalışmalarını beslemek ve işçilerin kendi öz örgütlülüğünü sağlama hedefiyle yola çıktık.
Basmane bölgesinde deri atölyelerinde çalışan arkadaşların hiç birinin iş güvencesi yok ve buralarda çalışan arkadaşların en önemli sorunu işsizlik. Diğer önemli sorunlar ise işçilerin birbirine güvenmemesi ve sürekli işyeri değiştirme zorunda kalmamız. Aslında bu sorunların asıl sebebi parça başı ücret sistemidir. 80 öncesinde deride çalışan arkadaşların bildiği gibi o zamanlar parça başı, esnek üretim diye bir şey yoktu. Herkesin ya aylık ya da haftalık ücretle çalıştığı o dönemde işçilerin birçoğu sigortalı ve sendikalı idi. Hatta Deri-İş’in yanı sıra DİSK’e bağlı İlerici Deri İşçileri Sendikası diye bir sendika daha vardı. 80’den sonra ise işçiler arasındaki birlik beraberlik bozuldu.

Biz, Deri İşçileri Derneği olarak yaptığımız toplantılarda bir takım öncelikler belirledik. Bu önceliklerimiz: Uzun vadeli iş, sigorta ve sendika hakkı, düzenli iş, düzenli dinlenme ve yemek saatleri, sağlıklı çalışma koşulları.

Dernekle Deri-İş sendikasının dayanışma içinde olması gerekiyor. Dernekler alt örgütler ve sendikalara göre daha geri örgütlenmelerdir. Bu yüzden biz Deri-İş sendikası ile işçiler arasında bir ara istasyon görevi görmek istiyoruz. Biz Deri İşçileri Dernek çalışması altında bir çok faaliyet gerçekleştirdik. Düzenli eğitim çalışmaları yaptık, işçi arkadaşlarla yemekler, piknikler organize ettik. Deri-İş Sendikası’nda ve kendi yerimizde sağlık ile ilgili seminerler yaptık. 1 Mayıs, 15-16 Haziran, 8 Mart gibi günlerde alanlara çıktık. Bütün bunları yaparken birçok kurumla dayanışma ilişkisi içinde olduk.”

BATİS Genel Başkanı Metin BURAK:

“Deri İşçileri Derneği çalışmalarının başladığı günden bu yana çeşitli vesilelerle çağrıldığım için bu süreci yakından izliyorum. Deri işçilerinin yaptığı benzer çalışmayı biz de tekstil işçileri arasından yaptık ve bir dernek kurduktan sonra bu örgütlenmeyi bir sendikaya dönüştürdük.

Derneğin yapabileceği şeylerin sınırlı olduğunu ve bu çalışmaların daha ileri bir örgütlenme düzeyi olan sendikal mücadeleye dönüştürülmesi gerektiğini mutlaka akıldan çıkarmamanız gerekir. Bunu söylerken bizim gibi hemen bir sendika kurmanızı önermiyorum. Öncelikle size yakınlık gösteren, dayanışma içinde olabileceğiniz bir sendika ile çalışmayı deneyin ve örgütlülüğünüzü oraya taşımak için çaba sarf edin. Bütün bu çabalarınıza rağmen mevcut sendikalardan bir sonuç alamıyorsanız bağımsız bir sendika kurmanız kaçınılmaz olacaktır.

Parça başı üretim sanayileşme başladığından beri varken taşeronlaşma ise neo-liberal politikalarla gelişti. Esnek çalışma ise 4857 ile yasalaştı. Karşıdaki pankartta “Köle değil İşçiyiz, Birleşince Güçlüyüz” diye yazıyor ama bence biz işçi değil hala köleyiz. Hala biz işçilerin sınıf bilinci yok ise hala bizi sömürenlere, bizim hayatımızı karartan yasaları çıkaranlara oy veriyorsak biz işçi değil köleyiz. İşçiler sınıf bilincine varmadığı sürece de işçi sınıfının kurtuluşu olmayacaktır.

Taşeronlaştırma ve alt-işveren, üst-işveren gibi kavramlar net tarif edilmediği için uygulamada da işçi sınıfı aleyhine kullanılması kaçınılmaz oluyor. Parça başı çalışma daha fazla sömürü anlamına geldiği gibi işsizliği de beraberinde getiriyor. Günde 16 saatlik çalışma ile emeklileri çalıştırma ile işsizlik sorununu çözemeyiz. İşçi arkadaşlar unutmayın ki en kötü sendika en iyi işverenden bin kat daha iyidir. Bu örgütler sizin örgütleriniz. Eğer bu örgütlerin yönetimini beğenmiyorsanız bunları değiştirip, sınıf bilinci olanları işbaşına getirmeniz gerekiyor.

Biz BATİS olarak hukuksal meseleleri kullanarak mücadele ediyoruz ama işçi sınıfının kurtuluşunun asıl olarak sınıf savaşı ile çözüleceğini aklımızdan çıkarmıyoruz.”

Serbest Kürsü

Bu bölümde söz alanlar şunları ifade etti:

- “Ben emekli bir deri işçisiyim ve emeklilerin çalışması sürekli eleştiriliyor. Ben de isterdim ki ben çalışmayayım ve benim yerime henüz emekli olmamış başka bir işçi arkadaş çalışsın. Ama biz emekliler de çalışmak zorundayız. Ben daha önce de deri işçilerinin mücadelesinde bulundum. Bu dönemde İzmir’de en önemli sorun işçilerinin birbirine destek vermemesidir.”

- “80 yılından beri dericiyim. Parça başı sistemi ile ekmeğimize el koyuyorlar. Biz de ayakçılar olarak haftalık sistemine geçmek istiyoruz. Hep beraber parça başını kaldıralım.”

- “Ben Lider Deri işçisiydim. Biz direnirken bu salonda gördüğüm birliktelik olsaydı işimiz daha kolay olurdu. Deri işçilerinin en önemli sorunu birlik beraberliktir.”

- “Öncelikle Deri İşçileri Dernek çalışmasına emek koyan herkese teşekkür ederiz. Deri işçilerinin yaşadığı en önemli sorunlar olarak duran parça başı üretim ve sınıf içi rekabet tesadüf değildir. İşçi sınıfının örgütsüzlüğü arttıkça bu dayatma daha fazla artıyor. Deri işçilerinin büyük bir bölümü işçi olarak bile kabul edilmiyor. Deri İşçileri Derneği, deri işçilerinin işçi olduğunu gösterme, sendikasız kesimlerle, sendikalılar arasında bir bağ kurma derdi ile kuruldu. “Örgütlenemez, bir araya gelemez” denilen deri işçileri bugün buradalar. Biz Köz gazetesinin arkasında duran komünistler olarak Newroz’un yükselen ateşini 1 Mayıs’ta göstermek üzere deri işçilerini alanlarda görmek istiyoruz. Özgürlük Savaşan İşçilerle Gelecek!”

- “Biz İstanbul’da Okmeydanı, Yenibosna gibi mahallelerde çalışan işçiler olarak Konfeksiyon İşçileri Bülteni’ni çıkarıyoruz. Deri işçileri ile konfeksiyon işçilerinin yaşam koşulları benzeşiyor. Ama biz deri işçilerinin şu anda bulunduğu örgütlülük düzeyine daha gelemedik. Biz yeni bir kurum açmaktansa var olan işçi kurumlarından birine katılmak istiyoruz ve bu yüzden işçi kurumları ve sendikalarla toplantılar düzenliyoruz. Bugün burada yapılan etkinlik “bir araya gelemez” denilen deri ve tekstil işçilerinin verdiği ortak yanıttır.”

- “İşçi sınıfına yönelik var olan saldırılara bu dönemde SSGSS saldırısı da eklendi. Bu yasadan sonra da istihdam paketiyle kıdem tazminatımıza göz diktiler. Ancak bu yasayı çıkaranların en büyük korkusu işçi sınıfının örgütlü mücadelesidir. Bu yüzden Biz Çağdaş Hukukçular Derneği olarak deri işçilerinin dernekleşme basireti göstermesini selamlıyor ve Sosyal ve Ekonomik Haklar Çalışma Grubu olarak deri işçilerinin her zaman yanında olacağımızı belirtiyoruz.”

-“ Ben bir öğrenciyim ama bir deri işçisinin çocuğu olarak sorunlarınızı en az sizin kadar iyi biliyorum. Fransız Devrimi’ni yapanlar gibi bilinçlenip, mücadele etmek sizlerin elinizde”

Serbest Kürsü bölümünde, ayrıca Özgür Yaşam Kooperatifi ve Denizli Eğitim Dayanışması aktivistleri söz alarak emekçi çocuklarıyla yaptıkları eğitim dayanışması faaliyetinden bahsederek eleme sınavlarına karşı yapılan çalışmalarla ilgili bilgi verdiler. İnternetten yayın yapan Mülksüzler.net Radyosu çalışanı bir anarşist komünist ise işçilerin öz örgütlülüğün sağlanması üzerine bir değerlendirme yaptı. Kondularda Yaşam Kooperatifi çalışanı bir arkadaş da mahallelerde işçiler arasında yaptıkları tüketim dayanışmasını anlattı.
Etkinliğin panel ve serbest kürsü bölümü sona erdikten sonra, Özgür Yaşam Kooperatifi Tiyatro Grubu “Ya Kızımız Olursa” adlı oyununu sergiledi. Tiyatro gösteriminden sonra Grup Cabbarlar’ın verdiği müzik dinletisi ve çekilen halaylarla etkinlik sona erdi.


Deri İşçileri Derneği

»Deri İşçileri 12 Nisan 2008’e Nasıl Geldi, Nasıl Örgütlendi

»“Deri İşçileri Buluşuyor” Etkinliğini Nasıl Değerlendiriyoruz?