|
Komünist KöZ
Sayı: 42
|
Burjuvazinin Gündemi Sosyalistlerinkini de BelirliyorSermayenin rakip kesimleri arasındaki it dalaşı bir keskinleşip bir durularak kendi mecrasında yol alırken, bir yandan da emekçilerin ve solun bu gündeme tabi olarak şekillenen bir yönelim içinde olması için ideolojik bombardımanların ardı arkası kesilmiyor. Kuşkusuz bu bombardımanın etkisi ve gücü mühimmatının sağlamlığından değil, beri taraftaki savunma düzeneklerinin zayıflığından ileri gelmektedir.Sürmekte olan it dalaşı hakkındaki değerlendirmelere kuş bakışı bir göz atmak devrimcilerin ve sosyalistlerin burjuva siyaset gündeminin anaforunda nasıl bir körleşmeye tabi olduğuna yeterince tanıklık eder.Bu hengamede sosyalistler ve devrimciler burjuva medya organlarının birbiri ardından kitlelerin üzerine yolladıkları salvolara göre bu gündemlerin peşine takılırken, kendi esas gündemlerini de giderek ikinci plana düşürmeye zorlanmaktadır.Bir yanda açıkça ve dolaysız olarak DTP’nin kapatılması girişimlerine karşı çıkmak yerine, sanki bunun bir önkoşulu ve gereği imiş gibi AKP’nin kapatılmasına karşı çıkmayı vaaz eden ve böylelikle burjuvazinin gündemindeki sorunlara dikkat çekerek, emekçilerin ve ezilenlerin kendi öz sorunlarının geri plana düşmesine gayret edenler boy vermektedir. Sermayenin rakip kesimlerinin temsilcilerinin birbiriyle dalaş alanının bir kesitini oluşturan parlamentoda 1965’teki TİP’in seçim başarısından beri ve onu aşan bir biçimde emekçilerin ve ezilenlerin oylarıyla yer tutmuş durumda olan DTP’nin kapatılması ve meclis grubunun dağıtılması hatta tüm üyelerine siyaset yasağı getirilmesi gündemde iken, ve bu saldırıya karşı ivedilikle bir tutum geliştirmek icap ederken ve bu konuda bir inisiyatifi açık ve net bir biçimde ortaya koymazken, AKP’nin kapatılıp kapatılmaması konusunda fikir beyan etmek nasıl bir zihin özrüne tekabül etmektedir? Açıktır ki bu burjuvazinin gündeminin peşinde kendi önceliklerini ve kendi sorunlarını gözden kaçırmaya delalet eder.Öte yanda nice devrimcinin hayatını ve pek çoğunun sağlıklarını verme pahasına verdikleri mücadelelere rağmen uygulamaya geçen ve halen binlerce devrimcinin tutulduğu F Tipi zindanlarda kişiliksizleştirme ve tecrit uygulamaları sürerken, «darbeciler yargılansın» şiarı adeta «zindanlar boşalsın devrimci tutsaklara özgürlük» şiarının önüne geçecek tarzda yükselmektedir. Oysa besbellidir ki ABD emperyalizminin uşağı finans kapitalin hükümetine sermayenin diğer uşaklarını yargılayıp mahkûm etmesini tavsiye etmek, bu hükümetin samimiyetsizliğini ve iki yüzlülüğünü teşhir etme niyeti ile ve samimiyetle yapılıyor olsa bile, kendi önceliklerini ve kendi sorunlarını gözden kaçırmanın belirtisidir.Madalyonun öte yüzünde ise AKP hükümetinin ABD emperyalizminin maşası olarak rakip sermaye kliklerinin temsilcilerini tasfiye etmekte yahut hizaya getirmekte olduğunu isabetle görüp buna karşı çıkma adına bu kez neredeyse Kürtlerin ve emekçilerin bilhassa devrimcilerin eli kanlı düşmanlarını mağdur gibi gösterme durumuna düşünler vardır. Bunlar da adeta Amerikancı AKP hükümetine karşı tutum alma adına Ergenekonculara sahip çıkma derekesine düşmekten çekinmeyecek derecede savrulmaktadırlar. Öyle ki bu cenahta neredeyse devrimci örgütlere yönelik operasyonlar sırasında gösterdikleri tepkilerden daha gür tepkiler gösterildiği zannını doğuracak tutumlara rastlanması işten bile değildir. Daha da hazini F tipi zindanlardaki devrimci tutsaklar ve binlerce devrimciye muhtelif devrimci yayınlara karşı binlerce dava sürerken Ergenekon davasına böylesi bir hassasiyet gösterilmesinin hak ettiği şaşkınlık ve tepkiye neden olmamasıdır.Bir de Ergenekon dosyalarının gün ışığına çıkardığı gerçeklerin ayrıntılarına ve bu dosyanın sergilediği konspirasyon planlarının inceliklerine yoğunlaşanlar vardır. Devrimciler arasında oldum olası bu tür konulara merak etme eğilimi olagelmiştir bir de çoğu öteden beri devrimcilerin ve sosyalistlerin şu ya da bu ölçüde dile getirip takipçiliğini yaptığı konular olması bu ilgiyi daha da arttırmaktadır. Bu eğilim sonucunda Ergenekon iddianamesinde üstü örtülen olgulara işaret etmek, eksik bırakılanları tamamlamak çarpıtılanları düzeltmek gibi çabalara hayat vermektedir. Kuşkusuz hem Ergenekon davası vesilesiyle devletin kirli yüzünü hem de güya bunun üzerine gidiyormuş gibi davranan ve kimileri tarafından da öyle sanılan AKP’nin kirli yüzünü açığa çıkarmak için böyle bir gayret ne yanlış ne de gereksizdir.Ama mevcut güçler dengesi ve kitleler üzerinde medyanın manipülasyonlarının devrimcilerin ajitasyonundan daha fazla etkili olduğu göz önüne getirildiğinde bu çabanın çabayı sarf edenlerin halisane niyetlerinden bağımsız olarak hakim eğilimin değirmenine su taşınmasına hizmet edeceğini gözden kaçırmak ve bu olasılığı hafife almak hata olur. Zira bu takdirde bu ajitasyonlar AKP’nin öyle ya da böyle devletin pis işlerinin üzerine gittiği hakkındaki propagandanın gölgesine girer. Beri yanda Ergenekon dosyasında yer alanlar düşmanların hepsi değilse bile, bunların hepsinin düşman olduğu dolayısıyla bunların üzerlerine gidenlerin onlardan daha ehven olduğu fikrinin doğmaması işten değildir. Böylelikle de tıpkı seçim döneminde olduğu gibi, AKP’nin gerçekte ne olduğunu bile bile, Genel Kurmay destekli CHP-MHP ittifakına karşı AKP’ye oy verme tutumuna benzer bir eğilim güçlendirilmiş olur. Oysa tıpkı seçimlerde olduğu gibi, çatışan tarafların ikisinden de bağımsız ve onların gündeme dayattığı sorunlardan ayrı gündemlerle kitlelere hitap eden bir alternatifin yaratılması mümkün ve gereklidir. Hele sermayenin it dalaşının bir kez daha keskinleşeceği yerel seçimler gelirken bu acil bir ihtiyaçtır.Ergenekon ve Sol »İkinci Ergenekon Operasyonu ve AKP’yi Kapatma Davası: İt Dalaşı Sürüyor »Solda Kafa Karışıklığı Had Safhada »Leninist Emperyalizm Teorisinin Pusulasından Mahrum Olanlar Nerelere Savrulur? »İt Dalaşının Tarafları Uzlaşıyor Mu? »Siyasi Skandallar Hangi Şartlarda Devrimci Fırsatlar Doğurur? »Güngören’de Patlayan Bombalar ve Gözden Kaçırılan Gerçek »Beyoğlu'nda Ergenekon ve Güngören ile İlgili Basın Açıklaması »Burjuvazinin İt Dalaşı Sürerken Solun Tablosu Konulu Söyleşi |