Komünist KöZ

Sayı: 46
Mayıs 2009


Geri Dönmek İçin Tıklayınız

 

DİSK Kitleleri 2009 1 Mayıs’ında Nereye Çağırdı?

Yerel Seçim kampanyaları sırasında, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, DİSK üyelerini, onların dışındaki işçileri ve herkesi seçimlerde CHP ve DSP adaylarını desteklemeye çağırmıştı. Bunda şaşılacak bir şey yoktu zira Çelebi 22 Temmuz seçimlerinde de işçileri CHP’yi desteklemeye çağırmıştı. Hatta o seçimlerin öncesinde, 2007 1 Mayısı’nın ardından cumhuriyet mitinglerine destek verdiğini de hatırda tutarsak, Süleyman Çelebi’nin başında bulunduğu DİSK’i ve DİSK dolayımıyla daha geniş kesimleri de işçi düşmanı Ergenekoncuların avukatlığını üstlenen burjuva partisi CHP’nin değirmenine su taşımaya yönlendirmesinde şaşılacak bir şey olmaması gerekir; yoktur da. Asıl şaşılması gereken şey daha önceki Taksim girişimlerini de CHP’nin potasına taşımak için istismar eden Süleyman Çelebi’nin bu 1 Mayıs atraksiyonlarını olumlu bir girişim olarak görmeye devam ederek 1 Mayıs’ta inisiyatifin DİSK bürokratlarının elinde olmasına razı olan ve böylelikle destek sunan solcuların tutum ve değerlendirmeleri olsa gerektir.

1 Mayıs inisiyatifinin sadece DİSK’in elinde olması kendi başına o kadar vahim değildir. Asıl vahim olan DİSK’in Taksim çıkışıyla 1 Mayıs’ın itibarını kendi tekeline alma gayretlerinin ve bu itibarı CHP’ye aktarmada oynadığı rolün gözden kaçırılmasıdır.

Gerçi 1976’da Taksim meydanında ilk büyük 1 Mayıs mitinginin örgütlenmesini sağlayan da DİSK bürokratlarıydı. 1976 yılında yüz binlerce işçi ve devrimcinin Taksim meydanında Türkiye tarihinin en büyük 1 Mayıs mitingine öncülük eden DİSK’in arkasında da kitleleri «ileri demokrasi», «toplumsal ilerleme», «ulusal demokratik cephe» uğruna «ak günler için» o zamanki lakabıyla «Karaoğlan» diye anılan Ecevit’in CHP’sinin peşine takmayı savunan revizyonist TKP vardı. Bu durumu hatırlayıp, «O DİSK ile bugünkü DİSK arasında bir fark yoktur» o halde nasıl ki bu gerçeğe rağmen 1976’da 1 Mayıs vesilesiyle Taksim meydanı DİSK’in açtığı yoldan fethedilmiş ise, bugün de benzer bir tutumu yapmakta mahzur yoktur diye düşünmeye hazır ve idmanlı olanlar az değildir. Bunlar siyasi gerçekleri ortaya koyup işçi sınıfının öncüsünü bu siyasi gerçeklerin ışığıyla aydınlatmak üzere siyasi mücadele vermek yerine hâkim siyasi iklimin siyasi anaforunda siyasi mücadele yapmakta mahzur görmeyenlerdir.

Oysa 1976’daki 1 Mayıs ile 2009’daki 1 Mayıs arasında ibret alınacak ders çıkarılacak çok önemli deneyim ve sınavlardan geçilmiştir. Sırf bu gerçek bile 32 yıl sonra aynı ölçülerle değerlendirme yapılmasına engeldir. Kaldı ki 1976 yılında yüz binlerce işçinin ve devrimcinin fethettiği Taksim meydanı ile 2009’daki Taksim meydanı arasında bir benzerlik olmadığı da aşikardır.

Elbette farklılıktan anlaşılması gereken görünüşteki farklılıktan ibaret değildir. 1976’da ilk kez Taksim alanını 1 Mayıs alanı ilan eden DİSK’in ardında esas olarak revizyonist TKP ve onun siyaseti vardı. Her ne kadar TKP siyasi çizgi olarak işçi kitlelerini CHP’nin kuyruğuna takma yönünde bir siyaset izliyor olması, bu taktik tutumu benimseyip destekleyen sendika bürokratlarıyla doğrudan doğruya CHP’nin yönlendirdiği sendika bürokratları arasında bir fark olmadığını düşünmeyi gerektirmez. Ama o zaman CHP’ye sosyal demokrat, TKP TİP ve TSİP gibi revizyonist partileri ise sosyal faşist olarak değerlendiren akımların gözlüğünden bakıldığında böyle yaklaşmak mümkündür. Bu yaklaşım CHP’nin düpedüz TKP, TİP yahut TSİP gibi revizyonist partilere göre ehveni şer olduğu mantığına denk düşer. Oysa o zamanki TKP’lilerin TİP’lilerin veya TSİP’lilerin gözünde de CHP «Maocu bozkurt» veya «goşist maceracı» diye adlandırdıkları devrimcilere göre ehveni şerdi. 1977 1 Mayısı’ndaki tertibe zemin hazırlayan da bu bakış açısıyla devrimcileri 1 Mayıs’ın dışında tutmak isteyen DİSK bürokratları ve onları yönlendiren revizyonistler olmuştu.

Bununla birlikte, CHP’yi TİP, TSİP, TKP gibi revizyonist akımlara göre ehveni şer olarak gören bakış açısı da aynı gözlüğü tersinden takarak siyasi gerçeklere bakmayı ifade eder.

Bugün Taksim ve 1 Mayıs etrafında hangi tertiplerin tezgâhlandığını anlamak için 1977 1 Mayısı’ndaki provokasyonun ardından ne olduğunu iyi hatırlamak gerekir.

1977 1 Mayısı’nda doğrudan doğruya devletin resmi kuvvetlerinin eliyle yapılan saldırı ve provokasyonun faillerinin kim oldukları o zamandan beri sır değildir ve o gün bugündür bunların yakasına yapışılmadığı da besbellidir.

Ama bu provokasyona zemin hazırlayanların kimler olduğu ve onların başına ne geldiğini merak eden ve sorgulayan pek azdır.

1977 1 Mayısı’ndaki provokasyona zemin hazırlayan kah «Maocu» kah «goşist maceracı» diyerek devrimcileri 1 Mayısın dışında tutmak isteyen DİSK bürokratları ve onların ardındaki revizyonist akımlardır. Bunların başında gelen TKP’ye ne olmuştur? 1977 provokasyonunun ardından TKP güdümündeki sendika bürokratları DİSK Genel Merkezi’ndeki konumlarını kaybetmiştir. Onların yerini Abdullah Baştürk, Rıza Güven, Fehmi Işıklar gibi düpedüz CHP’li olan bürokratlarla onları TKP’lilerden daha zararsız sayan kimi başka sendika bürokratları gelmiştir. Bir başka deyişle burjuvazi açıkça CHP kuyrukçuluğu yapsa ve işçileri Ecevit’in peşine taksalar bile TKP’li sendikacılara dahi tahammül edememiştir. Ve bunlar da 1977 provokasyonuna zemin hazırlamakla aslında kendi bindikleri dalı kesmiş ve DİSK Genel Merkezi’ndeki hâkim pozisyonlarını bu provokasyonun ardından kaybederek yerlerini halis CHP’lilere bırakmak zorunda kalmışlardır.

1978’de yine Taksim’de örgütlenen 1 Mayıs mitingi bu yeni yönetim tarafından örgütlenmiştir ve fakat o miting alanında TKP’nin tamamen DİSK’in içinden sökülüp atılamadığı ve atılamayacağı da açıkça belli olmuştur. Ne ilginçtir ki o 1 Mayıs mitingi de Taksim’deki son kitlesel 1 Mayıs mitingi olmuştur. O gün bugündür Taksim bir daha 1976, 1977, ve 1978’deki gibi kitlesel bir 1 Mayıs mitingine sahne olmamıştır. Hatta Taksim mitingleri furyasını ilk açan Ecevit’in 1973 seçimleri sırasındaki seçim mitingi gibi bir kitlesel miting dahi bugüne kadar o alanda görülmemiştir.

Bu itibarla her 1 Mayıs’ta Taksim etrafında kopartılan fırtınalarda asıl neyin geride kaldığı ve neyin geri alınmak istendiği gölgede kalmaktadır. Sorun adeta nasıl olursa olsun 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkmaya indirgenmektedir. Eğer bahis konusu olan kaybedilen bir mevzinin geri kazanılması ise, bundan kastedilmesi gereken Taksim’in yüz binlerce emekçi tarafından tekrar fethedilmesinin sağlanmasıdır; nasıl olursa olsun 1 Mayıs’ta Taksim meydanına ayak basılması değil.

İşte soruna bu mercekten bakılınca Süleyman Çelebi üzerinden Taksim vesilesiyle oynanan ve 1 Mayıs’ın itibarının CHP’nin değirmenine taşınmasına yönelik tertiplerin foyası daha açık meydana çıkmaktadır.

Bunun için şu sorunun sorulması cevabının irdelenmesi gerekir: DİSK bu 1 Mayıs’ta işçileri nereye çağırdı?

Açıktır ki DİSK ne işçileri Taksim’deki 1 Mayıs mitingine çağırmıştır ne de onları Taksim’deki mitinge katmak için bir gayret göstermiştir. Aksine DİSK üyelerini ve genel olarak işçi yığınlarını Taksim’deki «makul» 1 Mayıs protokolünün dışında tuttuğu gibi Valilik ve emniyetle pazarlık ederek devrimcileri ve bilhassa Kürtleri de 1 Mayıs eyleminin dışında polisle yüz yüze bırakmıştır. Yine de açıkça görüldüğü gibi 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkmış olmakla böbürlenmektedir. Oysa eğer söz konusu olan asıl işçi yığınlarını devrimcileri ve Kürtleri dışarıda bırakarak Taksim alanına çıkmak olsa idi, Türk İş ve Hak İş bürokratları da kendilerince makul olan sayıda temsilci ile Taksim alanına emniyet gözetiminde çıkmıştırlar. DİSK’in daha büyük bir kalabalıkla ve bilhassa daha büyük bir tantana ile Taksim’e girdiği doğrudur. Ama Taksim’in bu biçimde yeniden 1 Mayıs alanına dönüştürülebileceği doğru değildir.

1976’da TKP’nin yönlendirdiği DİSK bürokratları eliyle de olsa yüz binler Taksim alanını 1 Mayıs alanına dönüştürdü ise eğer, bu 15-16 Haziran’da doruk noktasına ulaşan 60 yıllardaki hırçın ve etkili işçi mücadelelerinin yarattığı ve 12 Mart darbesine rağmen kırılamayan gelişim ve birikim sayesindedir. Eğer gerçekten Taksim alanı yeniden 1 Mayıs alanına dönüştürülecek ise, bu sendika bürokratlarının 1 Mayıs’ın itibarını CHP’ye malzeme yapmasına dönük planlarıyla olmayacaktır. Kitleleri harekete geçirmek yerine dar kadro eylemleriyle ve sendika bürokratlarının gölgesinde kalarak da olmayacaktır.

1 Mayıs’ı tarihsel anlamına ve sınıf mücadelesi içindeki yerine uygun bir biçimde kutlamak için işçi sınıfının en dinamik kesimlerinden başlayarak kitleleri birleşik ve kitlesel eylemlere taşımanın yollarını her fırsatta döşeyerek 1 Mayıslara hazırlanmak gerekir.

KöZ’ün arkasındaki komünistler 2009 1 Mayısı’nın derslerini de kuşanarak, her vesileyle emekçilerin ve ezilenlerin birleşik ve kitlesel eylemler için seferber olmalarını sağlamak üzere mücadeleye bugüne kadar olduğu gibi devam edecekler.

Bunun için yapılması gerekenlerin arasında bugün Taksim’e çıkmış olmakla böbürlenen ve bu sayede 1 Mayıs’a ilişkin ödevini yerine getirmiş gibi bir paye arayan DİSK’in asıl yapmadığına işaret etmek de vardır. DİSK İstanbul dâhil hiçbir yerde kitleleri 1 Mayıs eylemlerine katmak için en ufak bir çaba göstermemiştir. Bilakis «Taksim iradesini kırmama» bahanesinin arkasına saklanarak, yıllardan beri ilk kez resmi tatil günü olmasına rağmen, kitlelerin 1 Mayıs eylemlerinin dışında kalmasına hizmet etmiştir. Bu rolünü de Taksim’e çıkmış olmakla örtmeye çalışmaktadır. 1 Mayısı Taksim’e endeksli olarak görenler de buna katkı sunmaktadır. Oysa 2009 1 Mayısı Yüksekova’dan Finike’ye, İzmir’den Bursa ve Ankara’ya kadar pek çok yerde alanlarda kitlesel olarak kutlanmıştır. Bunlardan birçoğu tarihlerinde ilk kez 1 Mayıs eylemlerine sahne olmuş kentlerdir. Böyle genel bir ortam gelişirken 1 Mayıs’ın geçmişte en kitlesel biçimde kutlandığı İstanbul’da ise tam tersi bir tablo vardır.

KöZ’ün arkasında komünistler 2010 1 Mayısı’na kadarki süreçte bu bilinçle çalışacaklar ve bunun için 2010 Mayısının yaklaşmasını da beklemeyeceklerdir. Bu anlamda süreç bizim için şimdiden başlamıştır. Önümüzde İstanbul’daki 24 Mayıs mitingi var. O mitinge 1 Mayıs’a gider gibi hazırlanarak gitmek 2010 1 Mayısı için hazırlanmanın ilk adımı olacak.


» Taksim’den Kadıköy’e Makul 1 Mayıs’ta KöZ

» DİSK Kitleleri 2009 1 Mayıs’ında Nereye Çağırdı?

» 1 Mayıs’ın Belirsizliğini Piknik Çalışmasıyla Kırdık

» Yenibosna’da Coşkulu 1 Mayıs Eylemi

» 1 Mayıs Mahallesi’nde 1 Mayıs Yürüyüşü

» Okmeydanı’nda 1 Mayıs

» İSTANBUL 1 MAYISI’NDA KULLANILAN AJİTASYON METNİ

» Tuzla’da 1 Mayıs'a Nasıl Hazırlandık?

» Tuzla’da Yerel Seçimlerden 1 Mayıs’a Paneli