Komünist KöZ

Sayı: 46
Mayıs 2009


Geri Dönmek İçin Tıklayınız

 

Taksim’den Kadıköy’e Makul 1 Mayıs’ta KöZ

İstanbul’da 1 Mayıslar 2004 yılından beri bölünme tartışmaları içinde geçiyor. 2007’den beri ise DİSK’li sendika bürokratlarının Taksim’i kendi çıkarları doğrultusunda istismar etme hevesleri 1 Mayıs’lara tümüyle belirsiz eylemlerin damga vurmasına yol açtı.

Tüm bu sürecin başından beri KöZ’ün 1 Mayısların nasıl kutlanması gerektiğine ilişkin tutumu netti: İşçi sınıfının birlik mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs elbette kitlesel ve birleşik bir miting olarak kutlanmalıydı. 1 Mayıs 2009’da da bu pozisyonumuzu koruduk. Her türlü platformda 1 Mayıs’ın başı sonu belli olan, işçi sınıfının ve ezilenlerin en politik kesimlerinin dahil olabileceği bir miting şeklinde örgütlenmesi gerektiğini savunduk.

Taksim’de yapılan eyleme gelince, bu alanda gerçekleşecek bir eylemin anlamsız olmadığını ancak bir mitingin yerini tutamayacağını biliyorduk. Önüne “Taksim’e çıkma” hedefini koyan bir eylemin bu eylemin taşıdığı belirsizlik nedeniyle sol akımların önceki 1 Mayıslara, Newroz’lara, 8 Mart’lara katabildikleri kesimleri taşıyamadıkları bir eylem olacağı önceden belli idi. Bu eyleme esas olarak –kendilerinin katılımı bu şekilde sınırlama niyetleri olmasa da- sol akımların belirli bir örgütsel disiplinle hareket eden kadroları, militanları katılabilirdi.

Tam da bu nedenle KöZ’ün arkasında duran komünistler olarak Taksim’de gerçekleşecek eylemle Kadıköy’deki mitingi aynı kefeye koymadık. Bu iki eylemi ayrı düzlemde değerlendirdik. Kadıköy’deki mitinge tüm kitle ilişkilerimizi taşırken, Taksim’deki eyleme temsili düzeyde militanlar olarak katıldık. Tüm sol akımları da bizimle aynı tutumu takınmaya davet ettik.

Varoşlardaki 1 Mayıs Eylemleri

Savunduğu “varoşlarda birleş alanda devleş” şiarının bir gereği olarak KöZ’ün arkasında duran komünistler 1 Mayıs öncesinde varoşlarda gerçekleşen eylemleri önemsedik. Bunları daha birleşik ve kitlesel şeklinde örgütleme gayreti gösterdik. Yıllardır Okmeydanı’nda düzenlediğimiz yürüyüşü 2008 yılında üç mahallede Okmeydanı, Yenibosna ve 1 Mayıs Mahallesi’nde bu sefer başka siyasetlerle de ortaklaşarak gerçekleştirmiştik.

2009 yılındaki eylemleri ise bu üç mahallenin yanı sıra Tuzla Aydınlı Köyü’ne de taşıdık. Üstelik geçtiğimiz sene bu eylemlere sadece 1 Mayıs Mahallesi’nde Proletaryanın Kurtuluşu kendi kitlesiyle katılırken bu seneki eylemlere Proletaryanın Kurtuluşu’nun yanı sıra Yenibosna’da EMEP, Emek Gençliği ve İşçi Dayanışma Derneği; Tuzla’da ise Deri-İş kitlesel bir şekilde katılmış oldu. Bu bakımdan 2009 1 Mayıs’ında varoşlarda düzenlediğimiz eylemlerde nicelik ve nitelik olarak kendimizi aşmış olduk.

Kadıköy Mitingi

Kadıköy’deki miting için saat 10.00’dan itibaren Tepe-Natilüs’ün önünde toplanmaya başladık. Esenyurt, Yenibosna, Okmeydanı, Ümraniye, Sultanbeyli, Gülsuyu, Ortadağ ve Tuzla’dan gelen arkadaşların toplanması 11.00’de tamamlandı.

1 Mayıs yürüyüşü iki kol üzerinden gerçekleşti. Bu kollardan birisi Türk-İş’e bağlı sendikaların ve İşçi Partisi’nin bulunduğu koldu. Bu kolda Türk-İş’e bağlı sendikaların yanı sıra direnişte olan E-Kart, Desa Deri, IBM ve Sabah-ATV çalışanları da yerlerini almıştı. Deri-İş’in korteji alandaki en canlı sendika kortejiydi.

Tepe Nautilus kolunda ise sırasıyla EMEP, KöZ, Mayısta Yaşam, İşçi Kardeşliği Partisi, UİD-DER ve İşçi Cephesi bulunuyordu. Proletaryanın Kurtuluşu’ndan arkadaşlar ise mitinge KöZ korteji arkasında katıldılar.

KöZ mitinge “AKP’nin saldırılarına karşı DTP ile omuz omuza” pankartıyla katıldı. KöZ’ün pankartının önünde ise “Yaşasın 1 Mayıs-Bıji Yek Gulan” pankartını taşıdık. KöZün arkasında duran komünistler olarak miting boyunca ajitasyon konuşmaları eşliğinde coşkulu bir biçimde sloganları haykırdık. “Baskılara Karşı DTP’ile Saf Tut, Ne AKP Ne CHP Çözüm Birleşik Mücadelede, Özgürlük Savaşan İşçilerle Gelecek, Yaşasın 1 Mayıs Biji Yek Gulan, Kutuluş yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz, Yaşasın Sınıf Dayanışması, Bolşevizim Kazanacak Komünist Bir Dünya Kuracağız, Yaşasın Komünistlerin Birliği” sık sık atılan sloganlar oldu.

KöZ kortejinin arkasında ise içinde çalışma yürüttüğümüz Mayısta Yaşam korteji yer alıyordu. “ÖSS Duvarını Yıkalım” ana pankartının hemen arkasında yer alan çocuk kortejinin ardından Mayısta Yaşam’ın dört şubesi ayrı ayrı pankartlar açtılar. En önde yer alan Sultanbeyli Şubesi “Yaşasın Sınıf Dayanışması”, peşi sıra gelen Yenibosna Şubesi “Öğrenciye İş Çalışana Öğrenim Hakkı” pankartını açtılar. Tuzla Şubesi’nin açtığı pankart ise tersanelerdeki işçilerle onların okullardaki çocuklarının sorunlarını birleştiriyordu “Sınavlarda Elenmeye, Fabrikalarda Sömürülmeye, Tersanelerde Ölümlere Son”. Tuzla Şubesi’nin hemen arkasında Mayısta Yaşam’dan Tersane İşçileri “Tersanelerde Ölümlere Son” pankartını açtılar. En arkada yer alan Ümraniye Şubesi ise Mayısta Yaşam’ın geçtiğimiz ay başladığı katsayı kampanyasıyla ilgili bir pankart taşıdı: “Kolejlere değil emekçi liselerine yüksek katsayı”. Kendi eylem komitesi ve ajitatörleriyle Mayısta Yaşam alanın en renkli ve diri kortejlerinden biri oldu.

1 Mayıs 2009 öncesinde devlet ve sendika bürokratları adeta işbirliği yaparak işçiler 1 Mayıs’a katılmasın diye her türlü önlemi aldı. Öncelikle Taksim konusunda koparılan fırtına ve savrulan tehditler, devletin tehditleri karşısında sendikaların bilinçli olarak büyüttükleri plansızlık ve belirsizlik 1 Mayıs’a katılımı düşüren etmenlerin başında geliyordu. DİSK’le rekabet içindeki Türk-İş bürokratlarının bir miting örgütlemek için takındıkları ağır tutum, bu mitingin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin 1 Mayıs’ın bir hafta öncesine kadar belirsiz olması, miting belirlendikten sonra da hiçbir duyurunun yapılmamış olması 1 Mayıs’a katılımı alabildiğince düşürdü.

Tüm bu olumsuz koşullara karşın KöZ’ün arkasında duran komünistler olarak içinde çalıştığımız kitle örgütleriyle birlikte alana yaklaşık yüz seksen kişi taşıdık. 2009 1 Mayıs’ı İstanbul’da bugüne kadar en kalabalık katıldığımız 1 Mayıs oldu. 1 Mayıs’tan beş gün önce çalışmasını yürüttüğümüz pikniğe kattığımız tüm kesimleri büyük bir oranda 1 Mayıs alanına da taşıdık.

2007’deki 1 Mayıs’a kıyasla Türk-İş alana taşıdığı kitlede bir değişiklik yoktu. Ancak Türk-İş’in asıl hazırlığı mitinge kitle taşımaya yönelik değil mitinge katılanları susturmaya yönelik olduğunu alanda bir kez daha anladık. Kürsü ve ses düzeni aracılığıyla Türk-İş kendi gerici şovenist propagandası dışındaki tüm sesleri kesmeye çalıştı. “Bayrakları kaldırın bayrakları” anonsu mitingde belki de en sık tekrarlanan anonstu. İşçi sınıfının mücadele günü olan 1 Mayıs’ta devrim şehitleri yerine “Kurtuluş Savaşı Şehitleri ve Atatürk”ün ruhuna saygı duruşuna çağrıda bulunulması, İstiklal Marşı’nın da ses düzeninin tüm olanakları zorlanarak bangır bangır çalınması da Türk-İş’in tutumunu özetliyordu.

Kürsüden yapılan konuşmalarına ise Türk-İş yöneticilerinin AKP’ye yaltaklanan tavrı damgasını vurdu. Kürsüden boy gösteren AKP milletvekilleri 1 Mayıs’ı tatil ilan ettikleri için Türk-İş başkanı Kumlu tarafından iltifatlara boğuldular. Elbette tüm konuşma içinde AKP’ye karşı sitemde bulunduğu bir cümle de vardı. “AKP Taksim’i yasaklayarak ayıp etmişti.” Kısacası İstanbul’da gerçekleşen miting AKP’nin yaptığı demokrasi makyajına Türk-İş eliyle hizmet eden bir miting oldu. Sol akımların ezici çoğunluğunun bu mitingi boykot etmesi, katılan diğer sol akımlarınsa “Türk-İş nerede biz oradayız” mantığının, dolayısıyla kuyrukçu bir tutumun ötesine geçememesi bu tablonun bozulmasını mümkün kılmadı.

KöZ’ün arkasında duran komünistler olarak Kadıköy’deki mitingde emekten ve ezilenlerden yana olan tüm güçlere tavsiye ettiğimiz tutumu takındık. Mitingde sendikalı işçilere güzellemeler düzmek yerine düzen güçlerinin hedef tahtasına oturttukları DTP ile dayanışmamızı öne çıkardık. Mitinge katılan tüm işçilere “DTP’yle omuz omuza” başlıklı özel sayımızı ulaştırdık. Yanına bile yaklaşmadığımız İşçi Partisi’ni dışarıda tutarsak, özel sayı dağıtmamıza karşı çıkan iki kortej EMEP ve UİD-DER korteji oldu. Alana girdikten sonra, bu tutumumuzu sürdürdük. İstiklal Marşını sessiz ve utangaç bir şekilde geçiştirmek yerine saygı duruşumuz sırasında her zaman olduğu gibi Enternasyonali topluca okuduk. Miting boyunca bu tutumları gösteren tek kortej bizim kortejimiz olduğundan alana girerken kürsüden okunmayan tek pankartın bizim pankartımızın olması bizim açımızdan sürpriz olmadı.

Taksim’deki Tutumumuz

Kadıköy’deki mitinge tüm kitle ilişkilerimizi katmaya gayret ettik. Taksim’deki eyleme ise sembolik ve temsili bir şekilde katıldık. Ancak başını DİSKli bürokratların çektiği tertip komitesinin sorumsuz tutumu nedeniyle Taksim alanına pankartımızla çıkmamız mümkün olmadı.

Yürütülen toplantılar boyunca 1 Mayıstaki eylemin nasıl ve ne zaman gerçekleşeceğine dair açık seçik bir tutum belirtmekten kaçınan tertip komitesi, 30 Nisan’da acil kodlu bir mesaj göndererek Taksim’e çıkmak isteyen tüm güçleri toplantıya çağırdı. Bu toplantıda yapılan açıklamada tertip komitesi, valilik ve emniyetle anlaşmaya varıldığını saat 10.00’da Pangaltı’da toplanmayı başaran güçlere müdahale edilmeyeceği sözünü aldıklarını ifade ediyordu.

2 Mayıs günü Türk-İş başkanı Kumlu’yu “ayıp ettiniz” demeci nedeniyle “Nereden geliyor bu samimiyet” diye topa tutan sol akımlardan hiçbirisi her nedense Valiliğe karşı beslenen bu güvenin nereden kaynaklandığını sormaya gerek duymadı.

Ancak sürekli kendilerinin “tarihi bir başarı kazandıklarını” bu nedenle de kutlanmayı hak ettiklerini ifade eden tertip komitesinin açıklamaları bunlarla da bitmiyordu. Tertip komitesi “Büyük Zaferlere küçük kaygıların gölge düşürmemesi” gerektiğini ifade ederek saat 10.00’da Pangaltı’ya varmanın her grubun kendi sorumluluğu olduğunu ısrarla belirtiyordu. Saat 10.00’dan önce yolu kesilen, saldırıya uğrayan, göz altına alınan hiçbir grup tertip komitesi tarafından beklenmeyecekti. “Büyük bir zafer” peşinde olan tertip komitesi kimseyi beklemeden yürüyüşüne devam edeceğini söyledi. Tertip komitesinin bu sözleri de bu toplantıya katılan ve ertesi gün DİSK’i kahraman ilan edecek olan hiçbir akım tarafından eleştirilmedi.

Ertesi gün tertip komitesi sözünü tuttu. Pangaltı’ya doğru ilerlemek isteyen, pankartını açan, açmayan tüm gruplar engellenirken, DTP’liler devre dışı bırakılırken tertip komitesi hiç mi hiç oralı olmadı. Zamanı gelince polisten aldığı izine güvenerek –verdiği söze sadık kalarak demek daha doğru olur herhalde- kendisine açılan Taksim yolunda ağır ağır ilerledi. Kalabalık, Taksim’e vardıktan sonra da yine tertip komitesinin verdiği söze uygun bir şekilde dağıldı. Taksim’de makul 1 Mayıs böyle gerçekleşti.

Biz KöZ olarak Taksim’deki 1 Mayıs’ın alana alınmayanlar kısmında yer aldık. Alana çatışarak girmek gibi bir hedefimiz olmadığından, ayrıca bunun mümkün ve anlamlı olmadığını bildiğimizden bu doğrultuda bir zorlamada da bulunmadık. Alanda sembolik varlığımıza bile izin verilmediğini gördükten sonra Taksim’den ayrıldık.

Değerlendirme Toplantısı

Katıldığımız mitinglerin ardından topluca mitingi değerlendirmesi yapmak neredeyse bir geleneğimiz haline geldi. 1 Mayıs’ta da Kadıköy mitinginden ayrıldıktan sonra 1 Mayıs mahallesinde önce yorgunluğumuzu attık, Taksim’den gelen yoldaşlarımızla buluştuk ve 2009 1 Mayıs’ını değerlendirdik. Değerlendirme son yıllarda yaptığımız en kalabalık değerlendirme toplantısı oldu. Yaklaşık seksen kişi vardı.

Değerlendirme toplantısında öncelikle 1 Mayıs sabahı Tuzla Aydınlı Köyü, 1 Mayıs Mahallesi, Okmeydanı ve Şirinevler’de yaptığımız 1 Mayıs eylemleri aktarıldı. Aktarımların ardından 2009’da İstanbul’da nasıl bir 1 Mayıs gerçekleştiği hakkında sohbet ettik. Öncelikle 1 Mayıs öncesinin ve 1 Mayıs’ın öngördüğümüz şekilde gerçekleştiğini anlattık. İstanbul’da hiçbir alanda kitlelerin, işçi sınıfının en ileri kesimlerinin, devrimcilerin ve DTPlilerin katılabildiği bir 1 Mayıs gerçekleşememişti. Taksim’e devletin çizdiği sınırlarda makul yani işçi sınıfının en ileri kesimlerinin, devrimcilerin ve DTP’nin dışarıda bırakıldığı 1 Mayıs gerçekleşmiş oldu. Kadıköy’de ise Türk- İş oyununun yine öngördüğümüz şekilde gerçekleştiğini ifade ettik. Kadıköy’e katılıp Türk-İş’in oyununu bozmak gerektiğini ifade ettik, ancak bunu tek başımıza sadece sınırlı bir şekilde gerçekleştirebileceğimizi belirttik. Biz nasıl bir 1 Mayıs istediğimizi kendi katılımızla, somut olarak göstermiş olduk. Kitle örgütlerinin kendi çalışmalarını yansıtabilecekleri, 1 Mayıs’ta ezilenlerin ve emekçilerin bu topraklardaki en güçlü örgütü olan DTP’yle dayanışma içinde oldukları bir 1 Mayıs olması gerektiğini savunuyorduk. Böyle bir 1 Mayıs olmasa da biz savunduğumuz biçimde 1 Mayıs’a katıldık. 2010 1 Mayıs’ı içinse 2 Mayıs’tan itibaren önümüzde duran görevlerin farkında olarak çalışmaya başlayacağımızı belirterek değerlendirme toplantısını bitirdik.

İstanbul’dan Komünistler


» Taksim’den Kadıköy’e Makul 1 Mayıs’ta KöZ

» DİSK Kitleleri 2009 1 Mayıs’ında Nereye Çağırdı?

» 1 Mayıs’ın Belirsizliğini Piknik Çalışmasıyla Kırdık

» Yenibosna’da Coşkulu 1 Mayıs Eylemi

» 1 Mayıs Mahallesi’nde 1 Mayıs Yürüyüşü

» Okmeydanı’nda 1 Mayıs

» İSTANBUL 1 MAYISI’NDA KULLANILAN AJİTASYON METNİ

» Tuzla’da 1 Mayıs'a Nasıl Hazırlandık?

» Tuzla’da Yerel Seçimlerden 1 Mayıs’a Paneli