|
Komünist KöZ
Sayı: 47
|
Amed’den İzlenimlerDiyarbakır’da çok şeyler değişmiş, gerçekten önemli mevziler kazanılmış ama sahip olanlar maalesef nelere sahip olduklarının farkında değilGitmeyeli on yıl olmuştu; cezaevi arkadaşlarımı görmek için bir süreliğine Diyarbakır'a gittim ve izlenimlerimi KöZ okurları ile paylaşmak istedim.Bu süre zarfında Diyarbakır’da çok şeyler değişmiş, gerçekten önemli mevziler kazanılmış ama sahip olanlar maalesef nelere sahip olduklarının farkında değil. Son dönemde ortaya çıkan gelişmeler farklı yerlerden beklentilere yol açmış ama ihtiyaç duydukları ellerinin altında olduğu halde kimse farkında değil. Oysa geçmişten günümüze yığılan sorunlar kadar yarına dair beklentileri karşılayacak olan çözümler; yılların mücadeleleri sonucunda kazanılan mevzileri korumak ve yenilerini yaratmaktan geçiyor.Diyarbakır’da çok şeyin değiştiği uzaktan pek o kadar fark edilemiyor. Hele ki burjuva medya DTP’li belediyelerin yaptıklarını anlatmamak için ve kafalardaki şovenist ön yargıları zedelememek için seçim dönemlerinde olsun sonrasında olsun burayı tanıtmamak için elinden geleni ardına koymuyor. Sadece açık cezaevinden izin süremi uzatmak için gittiğim Diyarbakır’da yine cezaevinden buralı bir dostla iznimizin çakışması ile hem gezip görme hem de DTP’li belediyelerin yaptıklarını nispeten öğrenme şansı buldum. Yazık ki süre kısaydı bu kadarı bile uzun yıllardır belli ölçüde kopuk kaldığım ülkedeki siyasi atmosferin en belirleyici şehrinde önemli gözlemler yapabilme imkanı tanıdı.Her şeyden önce şehrin çehresi değişmiş. Kaldığım tüm zamanı neredeyse şehri gezmekle geçirdik ama gezmekle bitiremedik. Son derece modern bir şehir havası var şehrin merkezinde. Varoşlar da bildiğimiz büyük şehirlerin varoşu ama her tarafta alt yapı çalışmaları göze çarpıyor. Temizlik hizmetleri süreklilik kazanmış ve yoldan geçerken yolun ortasında elde süpürge kürek temizlik görevlileri günün her zamanı dikkati çekiyor. Caddeler geniş ve her tarafta büyük parklar, çocuk bahçeleriyle, eski ve yeni Newroz alanları, içlerinde yüzen çocuklarıyla havuzlar, her tarafta kurulan ve yeni kurulmakta olan alışveriş merkezleri şehrin oluşmakta olan yeni çehresini gözler önüne seriyor.Şehrin geleneksel dokusunu ise beton yığınları arasından kurtararak yeniden kazandırma yolunda ise ciddi mesafeler kat edilmiş. Surlar ve tarihi yapıları kuşatan gecekondular belediyenin konut karşılığı anlaşması ile boşaltılarak bu alanların hemen hemen tamamı yeşil alana dönüştürülerek ışıklandırılmış ve turizme açılmış.Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin yaptıkları bizleri ilgilendiren en önemli yanını halkın geneline ve yoksullara dair yaptıkları oluşturuyor. Osman Baydemir ücretli havuzlara gidemeyen ve bu sebeple parklardaki havuzlardan nasiplenen çocukların gidebilmesi için ücretsiz havuz yaptırtmış ve belediye tarafından taşınmaları sağlanmış. Yenişehir belediyesi çamaşırhane kurmuş ve yoksul halkın kullanımına sunmuş. Ayrıca Gılgameş Destanının taşlara kazınmış resimlerle anlatıldığı parkın içinde gençler için bir gençlik derneği kurmuş kapalı alanları toplantı, eğitim ve sohbet alanlarına sahip olan gençler yeşil çimenlere oturarak sohbet etme olanağına da sahipler. Bunun dışında her belediye bünyesinde kadın-gençlik komisyonları, kültür-eğitim vs. bir sürü komisyon ve komitenin yanı sıra belediyelerin desteği ile bahsettiğim gençlik dernekleri dibi dernekler oluşturulmuş. Amed halkı kitle örgütleri aracılığıyla örgütlü bir toplum halini alırken bu durum doğal olarak yansımasını yaşamın her alanında bulmuş. Bunun en önemli göstergelerinin başında suç oranının önemli ölçüde düşüşü ve örgütlü toplumun müdahalesiyle suç örgütlerinin şehirden uzaklaşması geliyor. Gecenin geç saatlerinde kadın, genç ve çocukların şehrin merkezi yerlerinde parklarda vs. bir rahatsızlık hissetmeden gezip dolaşabildikleri görülüyor. Bu arada toplum içinde yer edinebilmesi amacıyla cezaevlerinden çıkanlara iş verilmesi de belediyelerin uygulamaları arasında.Cezaevi arkadaşımın ailesi de burada yaşayanların çoğunluğu gibi DTP’li ve oy vermekle kalmıyorlar; gazetelerini ve gündemlerini takip ediyorlar, evdeki herkes yaşına ve konumuna uygun komisyonlara katılıyor, derneklere gidiyor ve tüm etkinliklere aktif olarak katılıyorlar. Arkadaşımın ailesi DTP’ ye üye; annesi kadın komisyonlarına, kız kardeşlerinden kimi kültür, kimi gençlik, kimi çocuk komisyonunda. Ayrıca tüm etkinlik ve konserlere de gidiyorlar. En küçükleri bile Kürtçe okuyabiliyor. Siyaset evin gündeminden hiç eksilmiyor, hatta günlük sohbetlerin çoğunu siyasi gündemler oluşturuyor dense yeridir.Buradaki tanıştığımız tüm arkadaşlar uzunca dönemdir siyasi faaliyetin içinde ve bir tanesi hayli uzun süre siyasi olarak cezaevinde yatmış. Benim cezaevi arkadaşı ile daha ilk öğretim ve lise yıllarından beridir gençlik örgütlenmelerinin içinde yer almışlar. Bu örgütlenmeler şimdi yasal dernekler olarak yaygın ve aktif olarak varlıklarını devam ettiriyor.Siyasi gündemlerin başında barış nasıl olur, PKK silah bırakır mı (?), af ve bundan sonra neler olacağı (devletin atması olası diğer adımlar) geliyor. Genel görüş af olsa da PKK’nin silah bırakmaksızın bundan sonra İran’la PEJAK olarak savaşa devam edeceği yönünde. Seçimler, Bin Umut Vekilleri ve belediyeler aracılığıyla ve kitle örgütleri sayesinde yapılanlar ortadayken çözümün sahici araçları ve siyaseti ortada dururken arayışların başka dağlara yönelmesi; somut durumla beklentiler arasında ironik bir yanılsama oluşturuyor. Dışarıdan bakıldığında görülenler maalesef yakından bakıldığında şeçilemiyor. Yılların kazanımları doğal gelişmeler gibi algılanıyor.Diyarbakır’da çok şeyler değişmiş, gerçekten önemli mevziler kazanılmış ama sahip olanlar maalesef nelere sahip olduklarının farkında değil. Çözümü dışarıda değil gündelik hayattan siyasetin paradigmasına kadar her şeyi değiştiren ve taşları yerinden oynatan siyaset araçlarını doğru tahlil edip bunları derinleştirmekten; mevzileri koruyarak yenilerini yaratmaktan geçiyor.Okuyucu Mektupları |