|
Komünist KöZ
Sayı: 48
Eylül 2009
Geri Dönmek İçin
Tıklayınız
|
Hamza Düzgünoğlu’nu andık

Ölümünün 1. yılında Hamza dayıyı andık.
Hamza dayı 4 Ekim 2008 tarihinde aramızdan ayrılmıştı. Ölümünün
birinci yılında ailesi sevenleri, yoldaşları ve eski arkadaşlarının
katıldığı bir anma gerçekleşti.
Kartal Eğitim-Sen Şube binasında düzenlenen anma önce Hamza dayı
şahsında işçi sınıfı ve devrim davasında düşenlerin anısına bir
dakikalık saygı duruşu ile başladı.
Ardından cenaze töreni görüntüleri gösterimi yapıldı. Saygı duruşu
ve görüntülerden son Ekim 2008 tarihli KöZ gazetesinde çıkan Hamza Dayı
portresi bir genç yoldaşımız tarafından okundu.
Bu anmaya Hamza dayının eski arkadaşları da katılmışlardı ki bu
arkadaşları Hamza dayının aramızdan ayrıldığını ancak bu vesile ile
öğrenmiş oldular. Cenazeden haberdar olamamaları ve bundan dolayı da çok
sevdikleri Hamza arkadaşlarının cenazesine katılmamış olmalarına çok
üzüldüklerini belirttiler. Bu anmanın asıl amaçlarından biride Hamza
dayıyı tanımayan genç kuşaklara hem onun mücadele deneyimlerini aktarmak
ve mümkünse bunu yaparken de o dönem beraber bu mücadeleyi omuzlamış
arkadaşlarına ulaşıp bir de onların ağızlarından o dönemi (yetmişler)
canlı tanıklıkları sayesinde öğrenmekti.
Anmaya o dönem Hamza dayıyı çok iyi tanıyan ve uzun yıllar beraber
mücadele yürütmüş arkadaşları da katılarak o günleri yeniden
katılımcılara yaşatma fırsatı vermiş oldular.
Gazetedeki portrenin okunmasının ardından sözü 70’lerde TÖS (Türkiye
Öğretmenler Sendikası) Kartal Şube Başkanı olan arkadaş aldı. Önce
kısaca TÖS’ü anlattıktan sonra Hamza dayı ile nasıl tanıştıklarını,
işçilerle öğretmenlerin mücadelelerinin ortaklaştırılması için neler
yaptıklarını berrak bir biçimde aktardı. Rafet Hoca esasen Hamza dayı
ile aynı işyerinde çalışmış olmamakla birlikte o dönem işçi sınıfını
yürüttüğü mücadele süreci içinde öğretmenlerin de sınıf savaşını bir
yerinde işçilerin yanında olma kaygısı güttüğü, keza o dönem ki devrimci
hareketin işçiler üzerinde yarattığı etkinin şekillendiği ortamda Hamza
dayı ile birçok işte birlikte olduğunun altını çizdi. Öğretmenler başta
Elka grevi olmak üzere nasıl ki işçilerin her mücadelesinde onlarla omuz
omuza durmuşsa, aynı biçimde grev ve toplu sözleşme yetkisi olmayan
TÖS’ün örgütlediği Boykotlarda işçiler tarafından destek görmüştür. Tabi
ki bu bağ işçilerin kendiliğinden oluşturmamış, aksine o dönemki
devrimci hareket sayesinde bu temas ve mücadele ortaklığı sağlanmıştır.
Hamza dayı ve Rafet hoca bu bağın somutlandığı halkadır. Nitekim Rafet
hoca hapisten çıkarken -kendi deyimi ile- onu karşılamaya ailesinden
önce Hamza dayı gitmiştir.
Rafet hocadan sonra Hamza dayını o dönemki bir diğer mücadele
arkadaşı söz aldı. Kazım ağabeyin Anlattıkları da aslında bir anlamda
Rafet hocanın anlattıklarını tamamlar nitelikteydi. Hamza Dayının sınıf
mücadelesi tarihinde önemli bir yer tutan Elka Grevi günlerinde Kazım
ağabey de Elka da işçi olarak çalışmaktadır. Kazım ağabeyin ifade ettiği
şekliyle Elka o dönem hem çalışma koşullarının ağırlığı, ücretlerin
düşüklüğü, patron baskısına ek olarak işyerinde örgütlü olan sendikanın
bırakalım işçinin haklarını savunmayı bilakis patronla birlikte işçilere
saldırmaya ve onları patronu istediği koşullarda çalışmaya
zorlamaktadır. İşte tam da bu olumsuz koşullarda başta Kazım ağabey
olmak üzere işçiler yeni bir sendikal arayış içine girerler. İşte tam da
bu dönem Asis sendikası ortaya koyduğu ve örgütlü olduğu iş yerlerinde
hayata geçirdiği ilkeleri işçilerin dikkatini çeker. Kazım ağabey bu
sendikanın örgütlenmesi hakkında önemli şeyler söyledi: konsey tarzı
örgütlenme modeli, işyeri temsilcileri seçme şekli, sendikal
yöneticilerin yetkilerine ve seçilme koşullarına dair söyledikleri ve
her şeyden önemlisi de sendika yöneticilerinin ücretlerinin örgütlü
oldukları işyerlerindeki kalifiye bir işçinin aldığı maaşı iki katından
fazla olmayacağı. İşte tüm bunlar Elka işçisinin dikkatini çeker ve
sendikalarını değiştirmek isterler. İşte Hamza dayı ile Kazım ağabeyin
tanışıklığı da burada başlar. Yaklaşık 8 ay süren bir grev ve ardından
hem DİSK’in sekter tutumu hem devletin ve sivil faşistlerin örgütlü
saldırıları neticesi Elka grevi ardından birçok deneyim bırakarak
yenilgiyle sonuçlanmıştır.
Kazım ağabeyin Elka grevini ve o günleri canlı aktarımından sonra
sözü ESP’li bir arkadaş aldı. Bu arkadaş da o günlerde henüz genç bir
devrimciyken Elka grevi zamanında Hamza dayı ile tanışmış olup bu
tanışıklığın her ne kadar seksen sonrasında fazla görüşme şansı
olmamışsa da hep sürmüştür. Bu arkadaş Elka grevi döneminde
devrimcilerin bu grevi nasıl sahiplendiğini, ASİS sendikasının nasıl
mücadele verdiğini keza ASİS’in bu tutumuna karşı DİSK merkezinin
gösterdiği olumsuz tutumları örnekler vererek aktardı. Ayrıca Hamza
dayının ve onun gibilerin genç kuşaklar tarafından yeterince
bilinmediğini, bunun bir eksiklik olduğunu, tüm bunları toplayacak bir
araya getirecek bir arşivin olmamasının bir eksiklik olduğunu
söyledikten sonra, Köz’den arkadaşlara teşekkür etti. Hem cenazeden hem
de bu anmadan arkadaşlar sayesinde bilgi sahibi olduğunu belirtti.
Anmada aileden de konuşanlar oldu. Ve anma bu şekilde sonlandırıldı.
Hazırlanışı ile hayata geçirilişi ile Hamza dayı için “mütevazı” bir
anma gerçekleştirmiş olduk. Bu anmayı örgütlerken asıl amaç bir yandan
Hamza dayı şahsında bir hafıza tazelemek, bir yandan da genç kuşaklara
bu deneyimleri birinci elden aktarılmasını sağlamaktı. Bunu da kısmen
başardığımızı düşünüyoruz.
Kurtuluş yok tek başına, Ya hep beraber ya hiç birimiz!
Yaşasın Komünistlerin Birliği
Maltepe’den Komünistler |