Proleter Devrimci KöZ

Sayı: 25
Mart 2005


Geri Dönmek İçin Tıklayınız

 

Saraçhane Eyleminin Dersleri

1. 8 Mart’a ilişkin eylemleri ayrı alanlara bölerek güdükleştiren tutumlardan herhangi birine taraf olmadığımızı göstermek için bütün bu gündeme dönük eylemlere bir biçimde katılmayı doğru bulmuştuk. Güçlerimizi bölme pahasına da olsa buna uygun hazırlıklar yapmaya gayret ettik. Bu maksatla Beyazıt’ta yapılması planlanan eyleme de katılmayı planladık. Kimi eksiklik ve aksaklıklara rağmen bu palının doğru olduğu eylemlerin ardından daha net görüldü.

2. Son dakikaya kadar bu alanda ne olacağı belirsiz olduğu için; ne olursa olsun 6 Mart günü en azından Avrupa yakasında çalışma yürüttüğümüz bir alanda bağımsız bir eylem yapmayı planlamıştık bu kararın da isabetli olduğunu ve bunu gelenek haline getirmenin bağımsız hareket etme yeteneği kazanma doğrultusunda yararlı olduğunu düşünüyoruz.

3. Öte yandan eylem alanında gördüğümüz belirsizlik ve hazırlıksızlık karşısında oraya taşıdığımız güçleri Kadıköy’deki mitinge göndermekle de isabetli davrandığımızı düşünüyoruz. Bu hem o alandaki müdahaleyi güçlendirmesi bakımından isabetli idi. Hem de bu tür kritik durumlarda inisiyatif kullanmayı öğrenmek bakımından hepimiz için yararlı bir deneyim oldu.

4. Kadıköy’e aktarılan yoldaşların bir devrimci kortej haline gelmek için alandaki yerlerini almayı beklememeleri ve kısa yolculuklarını bir ajitasyon propaganda havası içinde geçirmeleri de mahalledeki özgür eylemle başlayıp bir alandan bir alana doğru uzanan olumlu bir kazanım ve deneyim oldu.

5. Bununla birlikte Saraçhane’de yaşadığımız belirsizliğin sadece eylemi örgütleyenlerin plansız ve kararsız olmalarından ileri gelmediğini saptamak gerekiyor. Nitekim yapılan plana uygun bir hazırlık olmadığı sonradan açık seçik belli olsa bile, öyle ya da böyle bir planın olduğu en azından platformu oluşturanların bilgisi dahilinde bir planın varlığı da o kadar bellidir. Bu noktada bizim yaşadığımız kararsızlığın ve belirsizliğin bizim eylemin sorumluluğunu üstlenen yapılarla yeterli bir iletişim ve diyalog içinde olamayışımız ile de ilişkili olduğunu gözden kaçırmıyoruz. Bundan sonraki adımlarda bu tür belirsizliklerle yüzyüze kalmamak için daha fazla gayret ve özen göstermeyi bir ders olarak aklımızdan çıkarmayacağız.

6. Kortejimizi nasıl bir eylem olacağı ve neye göre bir hazırlık yapıldığını bilmediğimiz Beyazıt-Saraçhane alanında bekletmediğimiz gibi, o alanda bir kısım arkadaşımızı bırakmayı ihmal etmemizin de isabetli bir tutum olduğunu sonradan gördük.

Ama o anda bir refleks olarak aldığımız bu karar doğru olmakla birlikte eksikti.

Doğruydu çünkü oraya gideceğimizi bilen ve başka alanlardan gelen arkadaşları bu sayede toparlamış olduk ve sonradan gelişen eylemde de yerimizi almış olduk.

Eksikti çünkü bunu yaparken, orada kalan yoldaşlarımızı pankartsız ve bayraksız bırakmış olduk.

Bu sadece düzenli bir kortej oluşturmamıza engel olduğu için ve başkaları tarafından yeterince görülmemize izin vermediği için değil, eyleme katılanların moral motivasyonunu olumsuz etkilemesi nedeniyle önemli bir ihmaldi. Ayrıca eylem içinde toparlanmayı güçleştirmesi bakımından da olumsuzdu. Daha önemlisi eylemlere bayraksız kimliksiz katılma gibi yer etmesini istemediğimiz bir alışkanlığa zemin sunması bakımından önemli bir eksikliktir.

7. Öte yandan alandaki duruşumuz açısından tek eksik pankartsız ve düzensiz bir topluluk halinde kalmamız değildir. İlk aşamada doğru bir refleks göstermiş olmamıza rağmen, eylem içinde bize en yakın ve birlikte hareket edebileceğimiz kortejlerle temas halinde ve doğrudan görüşerek ortak bir tutum belirlememiş olmamız da ileride giderilmesi gereken bir iletişim kusuruna işaret etmektedir. Bu eksiklik de düzenli bir kortej oluşturmamıza bir pankartımız olmayışı kadar engel olmuştur.

8. Bu eksikliklere, hazırlıksız ve donanımsız oluşlarına rağmen, çatışma anında en deneyimsiz yoldaşlarımızın duruşu dahi umut kaynağı ve gurur vesilesidir. Yerini ve yöntemini bizim seçmediğimiz, sorumluluğunu doğrudan taşımadığımız bir eylemde bile yoldaşlarımız nerede ve nasıl duracaklarını tereddütsüz biçimde belirlemiş ve devrimci militanlar olarak üzerlerine düşeni yapmışlardır.

Bu tablo önümüzdeki süreçte sık sık karşılaşabileceğimiz bir tablo olduğu için bu deneyimin özellikle bu konudaki dersleri ve bu deneyime yansıyan eksik ve kusurlar çok önemli ve değerlidir.

9. Bütün bunların yanı sıra, bu eylemde bizim hedeflerimiz bakımından en önemli eksiklik, içinde politik faaliyet yürüttüğümüz kesimleri bu eylem alanına çekememiş olmamızdır. Gerçi bu durumun ardında yatan belirleyici etken 8 Mart eylemlerinin apolitik nedenlerle ve dar grup çıkarları eksenindeki rekabet ilişkileri nedeniyle bölünmesidir. Nitekim alanlara kitle ilişkilerini taşıyamayanların bizden ibaret olmadığı genel tablodan açık seçik görünmektedir. Bununla birlikte, özellikle önümüzdeki süreçte de benzer sorunlarla karşılaşacağımız kesindir. Bundan sonraki eylemlerin parçalanmasına engel olmak ve reformistlerle devrimcilerin gerçekten ve doğru bir eksen üzerinden ayrıştırılmasını sağlamak için tüm gayretimiz ve olanaklarımızla müdahale etmeye çalışacağız. Ama salt kendi güçlerimizle bunu başarmamızın mümkün olmadığı da bellidir. Bu nedenle 5-6 Mart deneyimlerinden asıl çıkarılması gereken derslerin başında şu gelmektedir:

Önümüzdeki eylemler silsilesi içinde engel olamayabileceğimiz bölünmelere rağmen, eylemlerin gündemini içinde çalıştığımız kesimlere taşımak ve onları alanlara çekmek için daha fazla gayret göstermeliyiz;

daha elverişli araçlar daha yaratıcı çözümler bulmak üzere çaba göstermeliyiz;

hem eylemlerin bölünmesini engellemek hem de tutumumuzu kendimizden öte güçlere benimsetmek için işlevli taktik tutumlar belirlemeli ve hayata geçirmeliyiz.

Nihayet bunları yapabilmek için en önemlisi basında en çok yankı uyandırmasına bakarak bu eylemlerden Beyazıt’takinin en önemli ve en devrimci olanı olduğu hakkındaki yanılgı ve yanılsamalara kapılmama becerisini gösterebilmektir.

Bu henüz bu eylemler içinde yaşanmış ve oradan çıkarılmış bir ders değildir. Bu önümüzdeki süreçte yaşanacak olan bir sınavın sonuçları olarak çıkarılacak bir ders olacaktır.

Biz de içinde olduk ve saldırılardan hissemize düşeni aldık diye ve bir çok devrimci öyle göstermek istediği için Beyazıt eylemini 8 Mart’a dönük en devrimci ve en militan eylem olarak görmekten ve göstermekten uzak durmamız gerekiyor. Asıl bunu başardığımız takdirde 5-6 Mart eylemlerinden sadece kendimiz için değil başka devrimciler için de en değerli dersi çıkartmış oluruz.

Beyazıt eylemine katılmamız ve orada her devrimci gibi üzerimize düşeni yapmamız gayet tabiidir. Ama ne bu eylem bizim seçip belirlediğimiz bir eylemdir ne de bizim Mart-Mayıs sürecine ilişkin olarak önümüze koyduğumuz işlerin başında bu deneyim gelmektedir. Bu nedenle sırf içinde yer aldığımız için bu deneyimin kendi hedeflerimizin önüne geçmesine izin vermediğimiz takdirde asıl sınavı geçmiş en önemli dersi öğrenmiş olacağız. Mart-Mayıs eylemliliklerinde, ister istemez içinde bulunduğumuz durumlarda doğru tutum alışlarımıza bakarak değil, bu sürece nasıl müdahale etmek istediğimizi unutmadan yer alacağız. Kendiliğinden gelişmelerin peşinde sürüklenerek ilerlemek ile kendi planladığımız hedeflere doğru kendi belirlediğimiz yoldan ilerlemek arasında önemli fark vardır. Geride bıraktığımız deneyimler bu bakımdan ders çıkartılacak ve ibret alınacak nice unsur barındırmaktadır; bu dersleri kuşanıp önümüzdeki sürece yükleneceğiz.