|
Proleter Devrimci KöZ
Sayı: 25
|
8 Mart Kadın Platformu’nun Kadıköy Mitingi 5 Mart Cumartesi günü, İstanbul Kadıköy’de «8 Mart Kadın Platformu» imzalı bir pankartın arkasında toplanan ve esas ayrımını erkeklerin katılmaması noktasında koyan bir miting gerçekleştirildi 5 Mart Cumartesi günü, İstanbul Kadıköy’de «8 Mart Kadın Platformu» imzalı bir pankartın arkasında toplanan ve esas ayrımını erkeklerin katılmaması noktasında koyan bir miting gerçekleştirildi. Katılımın 2500 civarında olduğu mitingin düzenleyicisi olarak birçok çevrenin adı geçiyordu. Ama öyle olsa da, esas katılım beklendiği üzere DEHAP’lı kadınlar tarafından gerçekleştirildi. DEHAP’lı kadınların, Demokratik Özgür Kadın Hareketi’nin ana gövdeyi oluşturduğu mitingde, BAGEH alanın en disiplinli korteji idi. Sık sık Abdullah Öcalan lehine ve İmralı tecridine karşı sloganları düzenli biçimde atıldı. Barış Anneleri İnisiyatifi’nin pankartı arkasında yine Kürt analar yer alıyordu. Gökkuşağı Derneği’nin pankartının arkasındaki kadınlar da İmralı’ya selamlarını gönderiyorlardı. Bu grupların mitinge taşıdıkları ve öne çıkan en önemli şiar Kürt kadınların Apo’nun yanında olduğu ve İmralı tecridine karşı olduklarıydı. Önceki yıllarla karşılaştırıldığında çok zayıf bir katılım sağlanan bu eyleme katılan kadınlar yine bu toplumun en çok ezilen ve sömürülen kadınlarıydı. Emeğin Partisi mitinge, savaş ve sömürüye karşı pankartlarının yanısıra, kadınları partilerine çağıran bir pankartla katıldı. ÖDP, erkek ve devlet şiddetine karşı birleşmek gerektiğini vurgulayan pankartlarıyla alandaydı. SDP’li kadınlar da yine Amerikan emperyalizmine karşı Arap, Kürt ve Türk kadınlarının dayanışması gerektiğini vurgulayan pankart taşıdılar. Yeni Dünya İçin Çağrı dergisi, emekçi kadınları elele verip Devrim ve Sosyalizm yolunda yürümeye çağıran bir pankartla alana geldi. İşçi Mücadelesi, erkek egemenliği ve kapitalizme karşı emekçi kadınları öne çıkmaya çağıran bir pankart taşırken, İGLD’li genç kadınlar Yaşasın 8 Mart pankartını taşıdılar. Halkevleri, kadınların hiç kimsenin namusu, kölesi, malı olmayacaklarını ve eşitlik, özgürlük istediklerini ve alacaklarını ifade eden bir pankartla alana gelmişti. EHP’li kadınlar ise, «Kadınlar bu düzende kurtulamaz yaşasın birleşik 8 Mart’lar; kurtuluş sosyalist feminizmde» diyerek alanda yerlerini aldılar. KESK, «savaş, işgal, tacize ve işyerlerindeki ayrımcılığa karşı» emekçi kadınların örgütlendiğini ifade eden bir pankart taşıdı. Eğitim-Sen, 8 Mart’ın ücretli izin günü olmasını talep eden bir pankartla alana gelmişti. Feminist Kadın Çevresi “Kadınlar barış istiyor” pankartıyla katıldı. Bunun dışında Pazartesi dergisi ve Mor çatı sığınma evi ve Amargi de mitingdeydi. Mitingin boyalı basının ilgisini en çok çeken katılımcıları her halde eşcinsel sivil toplum girişimiydi. Bu çoğul renkliliğe rağmen, DEHAP’lı kadınların dışında sendikalar ve partiler dahil hiçbir grubun, göz dolduran bir varlığından bahsetmek mümkün değildi. Zorlama eğlence havası yaratma girişimlerine rağmen oldukça ruhsuz ve sönük bir 8 Mart mitingi oldu. Sendikalı kadınların apolitikliği, partilerin etkisizliği bu mitinge yansıyan en yalın gerçeklerdi. Üç 8 Mart eyleminden birincisini tercih ederek Cumartesi günü Kadıköy’e gelen dergilerin hayli zayıf bir katılım sağladığı da dikkat çekiyordu. Mitinge, oraya müdahale etme niyetiyle gelen tek kortej ise EHP’li kadınlarınki idi. EHP’li kadınlar alanda “Tek 8 Mart, Tek Eylem” çağrısıyla ve “Yaşasın Birleşik 8 Mart” slogan ve dövizleriyle yer aldı. Böylece 8 Mart eyleminin bölünmesine karşı olduklarını ve bu bölünmeye karşı tutumu bu mitingde dile getirmeyi uygun gördükleri anlaşılıyordu. Öte yandan bu mitingin erkeklerin katılmadığı, kadın kadına bir miting olması fikrinin asıl sahibi onlar olduğu halde, alanda en az göze çarpanlar feministlerdi. Kuşkusuz eğer feministler «biz 8 Martı kadın kadına kutlamak istiyoruz ve mitingimizde erkeklerin gölgesini bile istemiyoruz» diyerek ayrı bir kadın mitingi örgütlemiş olsalardı bu gayet tabii bir durum olurdu. Köz’ü takip edenler, feminist hareketi farklı bir kulvarda, muhalefet kulvarında meşru ve haklı bir örgütlenme gayreti olarak gördüğümüzü bilir. Bu anlamda, feministlerin kendilerine uygun eylem biçimleri bulmalarını ve kendilerini sosyalistlerden ve erkeklerden ayırarak hareket etmelerini garipsemedik ve karşımıza almadık. Bu sefer de öyle bir tutum almazdık. Ancak yıllardır 8 Mart eylemlerinde feministlerle birlikte olmak, olmamak tartışmalarının öne çıktığı ve bu çerçevede çeşitli ve anlamsız gerilimler yaşandığı da bilinir. Bugüne kadar feministlerin de taraf olduğu bir çok 8 Mart arefesinde erkeklerle beraber veya erkeklir katılmadığı, devrimcilerin kortejleriyle araya 50 metre koyarak ya da 200 metre koyarak yürüme önerileri üzerinde akla ziyan tartışmalar sürüp gitti. Ama ilk defa bu tartışmalar bu yıl böyle bir ayrışma noktasına geldi. İlk defa net bir biçimde erkeklerin dışarıda kalacağı bir miting net ve kesin olarak dayatıldı. Bunu dayatanlar feministler olsa idi ve kendi bildikleri ve istedikleri gibi ayrı bir miting düzenleselerdi bunda tuhaf bir şey olmazdı. Ancak hem miting öncesindeki tartışmalar gözden geçirildiğinde hem de alana bakıldığında ortada böyle bir durumun olmadığı açıkça görünüyor. Bu ayrı 8 mart eylemi esas olarak sosyalistler ve devrimciler arasındaki tartışmaların bir sonucu olarak şekillendi. Bu nedenle görünüşe aldanmayıp bu ayrı mitingin arkasında hangi nedenlerin yattığını iyi ayırt etmekte yarar var. Miting alanına «Demokratik Özgür Kadın Hareketi» damga vuruyordu. Bu kortejin yanı sıra ve aynı sloganlarla yürüyen başka örgütlerin toplam kitlesi yaklaşık olarak 1600/1700 kişi idi. Alandakilerin geri kalan kısmın 300’ünü partiler, 130’unu sendikalar, 150’sini çeşitli sosyalist gruplar taşımıştı. Feministler ise sadece 100 kişilik bir topluluk oluşturuyordu. Bu tablo açıkça Kadıköy mitinginin feministler tarafından ve onların tercihleri ile şekillenmediğini göstermektedir. Bu 8 Mart mitingi esas olarak yıllardır bütün eylemlerin dinamik bir unsuru olarak öne çıkan DEHAP’lı kadınları devrimcilerden ayrı tutma arayışının ifadesi idi; bunu sağlayan asıl özne de DEHAP idi. Üçe bölünen 8 Mart eylemlerinde bu seçeneği tercih edenlerin her birinin farklı neden ve amaçları olsa bile, tablonun öne çıkan özelliği daha çok legal parti ve örgütlerin bir araya geldiği bir eylem oluşu idi. Dolaylı olarak da bu mitingin Türkiye’nin AB’ye uyum yolunda ilerlediğine dair bir görüntü sağlama amacını yansıttığını söylemek de yanlış değildir. Kürtlerin önde olduğu, Avrupa’daki eylemlere benzemek için çok özen gösterilmiş bir tablo oluşmuştu. Hatta bu nedenle hükümet bu mitinge özel olarak yol vermeye eğilimli idi; neredeyse Taksim Gezisi’ni bile bu miting için vereceklerdi. Alışkanlık haline gelmesin ve Taksim saplantısı olan başkalarını cezp etmesin ve bu yüzden bir aksilik çıkmasın diye olsa gerek, son dakikada Taksim seçeneği devre dışı kaldı. Ama her halükarda bu miting, aykırı unsurlar olsa da (özellikle Çağrı dergisi gibi!) bir bakıma AB uyumlu solculuğun bir araya geldiği bir miting oldu. Biz bu durumu baştan itibaren saptadığımız için bu alana özel olarak müdahale etmek gibi bir amaç taşımıyorduk. Fakat 8 Mart eyleminin bölünmesine karşı olduğumuzu ve birbirinden farklı eylemler arasında bir taraf tutmadığımızı belli etmek için sembolik biçimde de olsa bu alanda da diğer alanlarda yer alacağımız gibi görünmeyi benimsedik. Benzer bir tutumu ifade eden EHP’den farklı olarak asıl gücümüzle bu alana müdahale etmek gibi bir hedef benimsemedik. Katılımımız eyleme bir müdahaleden öte, sembolik ve bu parçalı durumu hedef aldığımızı gösterme amacını taşıyan bir duruş gösterme kaygısının ürünüydü. Bu maksatla oluşturduğumuz küçük kortejle “Esir bir ulusun Kadınları da özgür olamaz” pankartını alana taşıdık. Yürüyüş süresince kortej oluşturmadık. Öte yandan, özellikle içinden geçtiğimiz dönemde şoven rüzgarların daha şiddetli ve tehlikeli eseceğini tespit ediyorduk ve her fırsatta şovenizme karşı tutumu öne çıkarmayı önemsiyorduk. Dolayısıyla DEHAP’ın kadınları siyasetten uzak tutma girişimlerine devrimcilerin müdahale kaygısı gütmemesini doğru bulmuyorduk. Ama bu mitingde DEHAP’ın bu tutumunu kendi gücümüzle kıramayacağımızın da farkında idik. Bununla birlikte, sloganlarımızı özellikle DEHAP’lı kadınlara dönük olarak atmaya özen gösterdik ve onlardan kopmadan pankartımızı taşıdık. Özel sayımızı yaygın biçimde dağıtmaya gayret ettik. |