|
Proleter Devrimci KöZ
Sayı: 25
|
Konak’ta 8 Mart Dünya “Emekçi” Kadınlar Günü KÖZ’ün arkasında duran komünistlerin bir kısmı Konakta “Sınıfsal, Ulusal Cinsel Sömürüye Karşı Sınıf Savaşı” pankartı ile katılırken, bir kısmı da Bornova’da ve Konakta çeşitli kitle örgütleri ile 8 Mart eylemlerine Komünistlerin görüşlerini ve şiarlarını taşıdı. Alan tartışmasının ve bu tartışmanın doğrudan sonuçlarının gölgesinde geçen 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde içinde çalıştığımız sınıf dayanışma örgütüyle Konak’taydık. Tek bir günde alana çıkarak değil, bir haftayı aşkın bir süre içerisinde yapılan farklı etkinliklerle kucakladığımız 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü 6 ve 8 Mart’ta yapılan basın açıklamalarına katılarak ve taleplerimizi alana taşıyarak karşıladık. Katılımcısı olduğumuz kurumda bir hafta öncesinde başlayan etkinliklerin ilkinde; özellikle kurumdaki eğitim dayanışmasından faydalanan genç kadın arkadaşlarımızın ağırlıklı olarak öznesi olduğu bir söyleşi ve dia gösterimi gerçekleştirildi. 8 Mart’ın tarihsel anlamının, kimi kadın devrimcilerin portrelerinin eşliğiyle anlatıldığı dia gösteriminin ardından; varoşlardan, atölyelerden, okullardan kadınların kendilerini ifade ettikleri bir de söyleşi düzenlendi. Bu etkinliğin hemen birkaç gün sonrasında kurumumuzda “Kadın ve Siyaset” başlıklı bir forum ve nihayet alana çıkacağımız günün arifesinde kurumumuzun tiyatro topluluğunun hazırladığı bir tiyatro gösterisi de gerçekleştirildi. Genel itibari ile duyurularını yapmakta eksik kaldığımız tüm bu etkinliklerin öncesinde katılımın niceliği konusunda tereddüt yaşamamıza rağmen, forum hariç her seferinde tereddütlerimizin boş yere çıktığını, zira sınıf dayanışma örgütümüzün sahici bir “kitle örgütü” adayı olduğunu memnuniyetle gördük. Tüm bu etkinliklerde vurgu 8 Mart’ın bir bayram değil, mücadele günü olduğu ve bu bilinçle anlaşılması gerektiği yönündeydi. Bu durumun gereği olarak sıkça, 6 Mart’ta yapılacak kitlesel basın açıklamasına ilişkin, taleplerimizi alana taşımak üzere çağrılar da yapıldı. İzmir’deki 8 Mart’ın gerçek politik gerekçelerle değil, fakat bunları ikame eden kimi apolitik gerekçelerle bölünmesi ve bizim bu durumu değiştirecek kadar müdahale edemememizin ardından, kurumumuzun katılımcılarının büyük çoğunluğunun isteği ve onayı doğrultusunda; içerik açısından fiili olarak mitinge dönüşen fakat nicelik olarak bu durumun uzağında, yoğunluklu olarak devrimci yapı ve siyasetlerin yer aldığı Konak’taki Dünya “Emekçi” Kadınlar Günü vurgulu eyleme katıldık. Eylemin tarihi 8 Mart’ın hafta içi bir güne denk düşmesinden dolayı Pazar günü olan 6 Mart’a alınmıştı. Katılımcısı olduğumuz kurum eyleme “Yaşasın Dünya Emekçi Kadınlar Günü” pankartıyla, ciddi mazileri olup da alana ancak cılız bir kitle taşıyabilen birçok yapı veya demokratik kitle örgütüne kıyasla anlamlı bir kitle ile ve de en önemlisi doğru noktalara yaptığı vurgularla katıldı. Eyleme kendi dayanışma örgütleri çıkma niyeti ile gelen, fakat nicelik sorunu çektikleri için bu niyeti gerçekleştiremeyen tekstil işçisi dostlarımız da kurumumuzun pankartı arkasında yürüdüler. Sınıf dayanışma örgütümüz başka ülkelerdeki ezilenlerin mücadeleleri ile “dayanışma” içerisinde bulunup, kendi yanı başlarındaki sorunları görmezden gelenlerin aksine kondu yıkımları ile yüzleşmek zorunda kalan varoşlardaki kadınların, özgürlüğe en çok susayan Kürt kadınlarının, ücretli ve “ücretsiz” köle olan kadınların, zindanlardaki devrimci kadınların taleplerini kendi talepleri saydı ve bu doğrultudaki şiarları haykırmaktan geri durmadı. Komünistlerin birliğini savunan bizler de sık sık ezen ulus şovenizmine karşı enternasyonalist tutumu kortej içinden attırdığımız “Kürtler’e Özgürlük, Kurdara Azadi”, “Biji Serhildan, Azadiya Kurdistan”, “ABD Bağdat’tan, TC Amed’den Defol”, “Kürdistan’a Özgürlük Savaşan İşçilerle Gelecek” sloganlarıyla yansıttık. Sınıfın ayrıcalıklı kesimlerinin kuyruğuna takılanların aksine sınıfın en çok ezilen, ayrıcalıksız kesimlerinin taleplerini gözetecek biçimde “Tam Ücretli, 6 Saatlik İşgünü, 4 Vardiya” şiarını da yükselterek ve “Kondulara Barışın” nereden geleceğine de vurgu yaparak alana girdik. Konak Sümerbank önünde yapılan basın açıklamasının akabinde devrimci tutsak yakını bir ananın, bir işçi kadının, bir üniversiteli kadının yaptığı kısa konuşmalar dinlendi. Yaklaşık 300 kişinin katıldığı eylem müzik dinletisi ile sona erdirildi. Kurumumuz açısından dikkat çekici bir nokta da kurumumuzla yeni tanışan, eğitim dayanışmasından faydalanan birçok arkadaşımızın ilk defa alana çıkıyor oluşuydu. Üstelik kurumun kimi katılımcılarını farklı siyasal kimliklerle aynı alanda görmüş olmamız; bizler için “naylon kitle örgütleri” ile, katılımcısı olduğumuz kurumun proleter demokrasisini içselleştirmek ve herkesin kendisini kendi kimliğiyle ifade edebildiği bir çekim merkezi olabilmek açısından aradaki mesafeyi ne oranda açtığını da gösterir bir veri oluşturdu. Eylemin ardından eyleme katılan tüm arkadaşlarımızın söz aldığı ve kendi izlenimlerini aktardığı bir değerlendirme toplantısı yaptık. İlk defa bir eyleme katılacakları için eylem öncesinde kimi tereddütler yaşayan dostlarımızın eylem sonrası ciddi bir özgüvenle yaşadıklarını anlatmaları son derece anlamlıydı ve bir dayanışma örgütünün yapmayı amaçladıklarını ne kadar yapabildiğini gösterir nitelikteydi. Değerlendirme toplantısına Bornova’daki eyleme katılan arkadaşlarımızın da iştirak edip, oradan edindikleri izlenimleri bizlerle paylaşmaları iki alanı karşılaştırmak bakımından da fırsat sundu. Sonuç itibari ile iki alanda muhteva açısından kayda değer bir fark olmaması, salt bir takım biçimsel farklılıklardan bahsedebilmenin mümkün oluşu yaşanan bölünmenin politik bir ayrışmadan ziyade yapay bir durum olduğunu tekrar gün yüzüne çıkardı. Zira iki alanda da sosyal-şoven etkiler, sınıfın ayrıcalıklı kesimlerinin reaksiyoner tepkilerinin kuyruğunda eğilimler ve devrimci örgütte ısrar yönelimine karşıt legalist-tasfiyeci basınç ağırlıklı olarak hissedilmişti. Biz komünistler açısından; kendimizi olduğu kadar çevremizdekileri harekete geçirme kapasitemizi sınamak için fırsat olarak değerlendirdiğimiz mart-mayıs sürecine olumlu bir başlangıç yaparak adım attık. İzmir’den Komünistler |