|
Proleter Devrimci KöZ
Sayı: 25
|
«GAZİ
Ayaklanması’nı» «GAZİ Katliamı» 12 Mart 1995 gecesi saat 9 sularında İstanbul’un en politize emekçi semtlerinden biri olan Gazi Mahallesi’nde 3 kahvehane ve bir pastane faşistler tarafından tarandı. Bu saldırıda bir alevi dede öldürüldü. Uzun zamandır benzeri mahallelerde olduğu gibi Gazi’de de polis baskısıyla el ele giden taciz olayları sürmekte ve mahalle sakinleri öfke biriktirmekteydi. Biriken bu öfke 12 Mart’taki saldırının hemen ardından bir anda Gazi Mahallesi sokaklarına döküldü. Tepkiler orada kalmayıp Nurtepe, Okmeydanı, Alibeyköy başta olmak üzere başka mahallelere yayıldı. Bir çırpıda binlerce insan koşar adım Gazi mahallesine aktı. Mahallede barikatlar kuruldu, ateşler yakıldı, öfkeli sloganlar geceyi çınlattı. Ertesi günden itibaren İstanbul dışında da dayanışma eylemleri gerçekleşti. 4 gün boyunca süren ve özellikle 1 Mayıs mahallesindeki çatışmalarla boğazın öteki yakasında da yankı bulan bu eylemler İstanbul'un varoşlarında bir süredir biriken patlayıcı maddenin hem niteliğini hem de boyutlarını dosta düşmana gösteren bir eyleme, küçük çaplı bir ayaklanmaya büyüdü. Bu dört gün boyunca altısı 1 Mayıs mahallesinde olmak üzere 23 emekçi hayatını kaybetti, kayda geçen yaralı sayısı 500’ü buldu. Bu süre boyunca İstanbul’un neredeyse bütün güvenlik kuvvetleri Gazi Mahallesi civarına yığıldı. Devrimcilerin ve emekçilerin dikkatleri bu günler boyunca orada yoğunlaştı. Sonra Gazi barikatları kuranların kendi kararı ve rızasıyla kalktı. Faşistlerin ve polisin saldırısına beklenmedik bir karşı saldırıyla yanıt veren Gazi emekçileri, can kayıplarına ve yaralanmalara rağmen, kendi başlattıkları eylemi yenilmeden sona erdirdi. Büyük çaplı çatışmalara rağmen, kitlesel gözaltı ve kayda değer tutuklamaların olmaması da bu eylemin başarıyla sonuçlandığının bir göstergesiydi. Bu, uzun yıllardan beri küçük korsan eylemlerle avunan ve barışçı kitle gösterileriyle, yahut pasif protesto eylemleriyle ilerleyen devrimci hareket için ve kazanımlarını bir bir yitirmekte olan işçi hareketi için önemli bir dönemeçti. Herşey bir yana, Mart 95 ayaklanmasıyla, emekçi yığınlar üzerlerindeki ölü toprağını silkelemişler, korku duvarını yıkmışlardı. Yıllardır biriken, bastırılan güçlerinin farkına varmışlar ve hem düzen güçleri için hem de devrimciler ve komünistler için ciddi bir uyarıda bulunmuşlardı. Bununla birlikte, stratejik ufukları gerilla savaşına kilitlenmiş olan, bir proleter ayaklanmasını ummayan devrimci akımlar bu uyarıyı algılamadılar. Çoğu, Gazi’deki ayaklanmayı bir direniş diye tanımladılar. Buna karşılık patronlar hemen mesajı aldılar. Yıllar boyunca ikametgahı bu mahallede olanlara iş vermekten kaçındılar; Gazi emekçileri de iş ararken adreslerini değiştirmek zorunda kaldı. Devlet, Gazi Mahallesi’ndeki ayaklanma sona erdikten sonra adım adım mahalledeki denetimini arttırıp mahalleyi ve çevresine adeta bir olağanüstü hal bölgesi gibi yaklaştı. Ayaklanma sırasında mahalle ve köy dernekleri bile kendilerine bir işlev bulurken tamamen etkisiz ve devre dışı kalan legal sosyalist partiler de ayaklanmanın ardından devreye girmek için «Gazi katliamı» hikayesine sığınıp «suçlular cezalandırılsın» türünden kampanyalarda kendilerine yer aradılar. Gazi ayaklanmasının rüzgarı hemen ardından kendini 1995 yılı 1 Mayıs’ında gösterdi. Yıllar boyu sönük biçimde geçen 1 Mayıslar 1995 yılında 12 Eylül sonrasının en kitlesel ve coşkulu mitingiyle canlandı. Gazi ayaklanması sırasında aktif olan akımlar ve Gazi ve 1 Mayıs gibi emekçi mahallelerinin sakinleri bu 1 Mayıs mitinginin de en canlı kesimini oluşturdu. Gazi ayaklanması ile kendini gösteren yükseliş neredeyse on yıldır sosyalist hareketi etkisi altına alan tasfiye dalgasının da kırılmasını sağladı. Bu ertesi yılki 1 Mayıs’ta reformistlerin ve sendikacıların kürsülerini bırakıp kaçmalarına varan tabloyla da kendini gösterdi. Bununla birlikte, reformistler o gün bugündür ısrara Gazi’de olanları emekçilerin bir başkaldırısı ve bir ayaklanması olarak göstermemek için çaba sarfettiler; hala bu konudaki özenlerini sürdürüyorlar. Onların siyaset senaryolarına göre emekçilerin baskılara maruz kalan sömürülen pasif yığınlar olarak kalmaları gerekiyor. Böylelikle kendileri de yasalar çerçevesinde emekçilerin haklarına sahip çıkan alicenap kurtarıcılar rolünü oynayabilecekler. Barikatlara çıkan ateşler yakan polisle çatışan emekçiler arasında kendilerine yer olmadığını Gazi Ayaklanması’nda açık seçik görmüşlerdi zira. Ama 1995’te Gazi’de başlayan gelişmeler katliam olarak tefsir edilirse; o zaman katliamın sorumluları yakalansın ve yargılansın kampanyalarında kendilerine layık bir rol bulmaları zor olmaz. Sanılır ki Gazi emekçileri saldırıları valiliğe şikayet etmek ve suç duyurusunda bulunmak isterken Gazi mahallesi kuşatma altına alınmıştı; Okmeydanı’ndan, Nurtepe’den Alibeyköy’den Gazi’ye akan yığınlar da dilekçe vermek için yola çıkmışlardı! Bugün Gazi Ayaklanması’nın onuncu yıldönümünde bu reformist kalpazanlar Gazi Ayaklanması’nın üstünü örtmek hafızalardan büsbütün silmek için bir kez daha «Gazi Katliamını» lanetlemek üzere boy gösterecek. Hatta Gazi Ayaklanması’nı Gazi Katliamı’na dönüştürme gayretleri içinde «Kızıldere katliamı» «Nurhak katliamı» vb. çarpıtmalara da varacaklar. Yine Mart ayına denk gelen Paris Komünü’nü de «Paris katliamı» diye anmalarına ramak kalacak. Bu gayet tabiidir siyasi startejileri içinde ayaklanmalara yer olmayan burjuva siyaset sahnesinde kendilerine buldukları en uygun rol mızmız bir muhaliflik olan bu akımların kitlelerin kendilerine sormadan ayaklanmalarını hazmetmeleri mümkün değildir. Ama Gazi Ayaklanması’nı Gazi Katliamı’na veya burjuva basınının adlandırdığı gibi «Gazi Olayları»na dönüştürülmesi bu bakımdan adeta bir işaret gibidir. Kim Gazi Ayaklanması’ndan «Gazi katliamı» veya «Gazi olayları» diye söz ediyorsa bilin ki tasfiyeciliğin ve reformizmin etki alanına girmiştir. Vaktiyle resmi olarak «Gazi Ayaklanması» tespiti yapanların dili bugün «Gazi olayları» «Gazi katliamı» diye sürçüyorsa bilin ki tasfiyeciliğin etki alanı altına girmişlerdir. KöZ’ün arkasında duran komünistler «Gazi’nin Yolu Ayaklanmanın Yoludur» demeye devam ediyor; Gazi Ayaklanması gibi işçi sınıfının en çok ezilen ve sömürülen kesimlerinin bağrında filizlenen ayaklanmaları proleter devrimine taşıyacak partinin inşası için mücadele ediyor. |