|
Proleter Devrimci KöZ
Sayı: 30
|
Kadıköy’deki 8 Mart Mitinginden İzlenimler İstanbul’da ilk 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlaması 4 Mart’ta Kadıköy meydanındaydı. ESP ve EKD’nin “Örgütlenelim, kadına şiddeti durduralım” şiarıyla düzenlediği mitinge yaklaşık 700 kişi katıldı. Mitinge ESP ve EKD’nin yanı sıra, Öğrenci Kadın Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Tekstil-Sen, Sosyalist Gençlik Derneği ve Köz katıldı. Haydarpaşa Numune Hastanesi önünde toplanan yürüyüş kolunun en önünde “Emekçi Kadınlar Derneği” yazılı pankart taşındı. Bu pankartın yanı sıra “Örgütlenin, kadına dönük şiddeti durdurun/EKD”, “Kadının kurtuluşu sosyalizmde”, “Özgürlük için asla vazgeçme/ÖKD”, “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ücretli izin günü olsun/ Tekstil-Sen” ve “Kadının Kurtuluşu İnsanlığın Kurtuluşudur/KÖZ” pankartları açıldı. Mitingde, BEKSAV’ın tencere, kaşık gibi mutfak aletleriyle oluşturduğu kadın bando takımı yer aldı. Miting alanına girerken kadın polisler EKD’lilere çiçek vermeye çalıştı. EKD adına Çiçek Otlu, Tekstil-Sen adına Ayşe Yumli Yeter, ESP adına Figen Yüksekdağ kürsüden konuşmalar yaptılar. Bu konuşmalarda kadına yönelik şiddet, kadın işçilerin sigortasız, sağlık ve emeklilik hakkından yoksun çalıştırılması, cinsel taciz ve tecavüz, savaşların kadınlar üzerinde yarattığı yıkım, devletin düzene başkaldıran kadınları baskı altına almak istemesi gibi gündemler öne çıktı. Bu gündemlerin yanısıra 8 Martların ücretli izin olması ve çalışma koşullarının kadınlar lehine düzenlenmesi talepleri vurgulandı. Bu siyasal gündemler ve talepler hiç kuşkusuz emekçi kadınlara ulaştırılması gerekli olan gündemler ve taleplerdir. Ancak Kadıköy alanında toplanan kesimler zaten bu gündemlere aşina olan, ESP’nin kendi çevresiyle sınırlı bir kalabalıktı. Bu da anlaşılmaz bir durum değildir. İstanbul’da 8 Mart eylemlerinin bölünmesi başta bu mitingler aracılığıyla geniş yığınlara hitap etme fırsatını ortadan kaldırmaktadır. Bu mitingde açıkça ortaya çıkan sonuçlardan birisi budur. Kürsüden yapılan konuşmalar sözümona emekçi kadınlara hitap ediliyormuş gibi sürdü gitti ancak 8 Mart eylemlerinin neden bölündüğüne dair herhangi bir değinme dahi olmadı. (Geçen sene en azından Beyazıt’taki polis saldırısı duyurulmuş ve bu saldırı ıslıklarla protesto edilmişti.) Halbuki devrimcilerin sorumluluğu gereği bu duruma kısa da olsa bir izahat yapılması ihtiyacı vardı. Bu kaydı bozan yegane konuşma Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Erdal Yıldırım’ın konuşması idi. Yıldırım şöyle konuştu: “Dostlar, Arkadaşlar!... Yıllardır 8 Mart’ın içini boşaltmaya çalışan, 8 Martı sıradan bir kadınlar gününe çeviren egemenlerin anlayışlarına hizmet eden anlayışları da buradan kınıyoruz. 8 Mart işçi kadınların kanlarıyla tarihe yazılmış bir mücadele günüdür. Şimdi çok önemli gördüğümüz bir konuya da kısaca değinmek istiyoruz. Biz İstanbul’daki Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin 10 Şubesi olarak bugün buradaki mitinge destek vermek amacıyla katıldık. Yarın da Beyazıt’ta yapılacak olan 8 Mart mitingine katılacağız. Beyazıt’ta yapılacak mitingi organize eden platformda imzası olan kurumlardan biridir PSAKD. Bizler bu ayrışmaların ülkede sürdürülen demokrasi, insan hakları mücadelesine fayda sağlamadığını düşünmekteyiz. Bu nedenle de, bugün burada mitinge katılan tüm kurum ve kuruluşları, kişileri yarın Beyazıt’taki mitinge katılmaya, Devrimci Dayanışmaya davet ediyoruz.” Bu sözlerinin ardından “Yaşasın Devrimci Dayanışma” sloganı attıran Yıldırım’ın sesini, KöZ kortejindeki kitle hariç kimse desteklemedi. PSAKD bir kitle örgütü olarak devrimciler arasındaki anlaşmazlıklarda taraf olamayacağını açıklamış, bu tür bölünmelerin yanlışlığını ifade ederek yerinde bir tutum almıştır. Bir kitle örgütünün bu tür konularda tutum almak istememesi gayet meşrudur. KÖZ’ün arkasında duran komünistler ESP’nin Mitingine Neden Katıldı? Beyazıt mitingini örgütleyen gruplardan biri olmamıza karşın ESP’nin düzenlediği mitinge biz de katıldık. Bizim katılmamızın asıl nedeni dar grup rekabetlerinden kaynaklanan bölünmelere karşı bir duruş sergilemek ve ESP’li arkadaşları ertesi gün Beyazıt’ta yapılacak olan mitinge davet etmekti. Bu maksatla Beyazıt eylemini örgütleyen platformun bildirisini dağıtmak istedik. Ancak ESP görevlilerinin müdahalesi ile karşılaştık. “Biz o platformdan ayrıştık, kendi bildiriniz varsa dağıtın ama bu bildiriyi dağıtamazsınız” dendi. Biz de eylem alanındaki inisiyatifi bozmamak için bildiri dağıtımını kestik. Kuşkusuz eğer platformun bileşenleri ESP mitingini kendi haline bırakmak yerine hep birlikte bu mitinge müdahale etmeyi benimsemiş olsa ve alanda Beyazıt eylemine çağrı bildirisini ısrarla dağıtmayı önüne koymuş olsa idi ESP’lilerin bu yasakçı tutuma yeltenmeleri daha zor olacaktı. Bizim miting alanında bulunma nedenimiz asıl olarak şu şekilde özetlenebilir: 8 Martlarda parçalı bir tablonun sürmesi yalnız ezilen kadınlar değil, işçi sınıfı ve ezilen ulusların tümünün bize güvensizlikle bakmasına neden olmaktadır. Devrimciler kendi aralarındaki eylem birliklerini yaratamadıkları müddetçe ne 8 Martlara ne de 1 Mayıslara kızıl renginin vurması mümkün değildir. 8 Martların bize ve işçi sınıfına şevk ve güç veren, bir araya gelindiğinde heyecanımızı arttıran günler haline gelmesi için birleşik 8 Martlara ihtiyaç vardır. Ancak o zaman 8 Martları işçi sıfının kapitalizmin bataklığından kurtulacağı eylemlerin önünü açan, kadının kurtuluşunun insanlığın kurtuluşu olduğunu gösteren bir güne dönüştürebiliriz. Yaşasın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü! Kadının Kurtuluşu İnsanlığın Kurtuluşudur! Yaşasın Rekabetçiliğe Karşı Devrimci Dayanışma! İstanbul’dan komünistler |