|
Proleter Devrimci KöZ
Sayı: 30
|
Kadının Kurtuluşu, İnsanlığın Kurtuluşu İle Mümkündür! Kadınlar yüzyıllardır eziliyor, horlanıyor, baskı altına alınıyor. Kimi zaman cadı denilip yakılan, kimi zaman doğurganlığından dolayı baş tacı edilen, ama “eksik etek” olduğu hiçbir zaman unutulmayan kadınlar 8 Mart’tan 8 Mart’a hatırlanmaya devam ediliyor. Yılın bir tek gününde “kadınlara saygı duyulmalı” diyorlar. Oysa bizler biliyoruz ki; sorun ne bir günlüktür, ne de çözümü bir güne sıkıştırılabilir. Yine yollarda kadınlara karanfiller dağıtılacak, yine diyecekler ki bugün “Dünya Kadınlar Günü, Yaşasın!” Fakat ne yaşasın diyebileceğimiz, ne de gülüp oynayabileceğimiz bir zamandayız. İşçi kadın bir yandan çalışırken, bir yandan da akşam ne pişireceği derdini yaşar. Ay sonu nasıl gelecektir. Borçlar listelenir. Bir dolu sayfa….ve hep bir açık çıkar. Hiç kapanmaz o açık. Ve bu açığı kapatmak için fazla mesailere razı oluruz. Tabi ki bu fazla mesailer patronun işine gelir. Çünkü düşük mesai ücretleriyle çalıştırılırız. Üstelik aynı işi yapsak da erkeklerden daha düşük ücret alırız. Çocuk sahibi olduğunda işten atılan ya da çocuğunu emziremediği için mesai sırasında sütünü lavaboya boşaltmak zorunda kalan, yine KADINLARDIR. Sosyal hiçbir yaşantısı olmayan, evlerine kapatılan kadınlardır… Sabahın ilk saatiyle kalkıp eşine kahvaltı sofrası hazırlayan, çocuklarını giydirip okula gönderen kadınlardır… Evin temizliğini yapan, nereden neyi daha ucuza alabilirim diye pazarı defalarca kez dolaşan kadınlardır… Gün içinde çocuğunu okuldan alan, bir yandan da akşam yemeği hazırlama telaşına giren ve akşam eşinin dönüşünde sofraya iki çeşit yemek çıkaramadığında sofra tepsisi başına geçirilen yine KADINLARDIR… Zor bela yaptığı, tuğlasını ördüğü gecekondusunu, elinden geldiğince güzelleştirmeye çalışan, yıkmaya geldiklerinde evini en ön safta savunan ve gecekondusu yıkıldığında “dünyası da başına yıkılan” yine KADINLARDIR! Rahat eder mi yürekler hal böyleyken? Bakabilir mi gözler birbirine kardeşçe, yoldaşça? İşte birileri kutlarken alanlarda 8 Mart’ımızı; bir kadın tacize uğrar sokakta, dayak yer evinde bir kadın, bir kadın işçi daha ucuza satar emeğini, töre cinayetine kurban gider bir diğeri, bir Kürt ana konuşamaz anadilini, öğretemez çocuğuna ve Batman’da intihar eder genç kızlar ve bir varoş mahallesinde, bir kadın, bıçaklanır, kocası tarafından… Döner devran böyle…ama böyle dönmez! DÖNEMEZ! Bizler dur demeliyiz dönen bu devrana! Demek ki gün bayram günü değil bizim için. Gün mücadele günü. Gün bizi yokluğa, yoksulluğa, baskıya maruz bırakan bu bozuk düzen karşısında birlikte durma günü. Ve gün el ele verme günü. Gün DAYANIŞMA günü. Bilmeliyiz ki, kadınlar kendi kurtuluşları için mücadele etmedikçe kimse onları kurtaramaz. İnsanlığın kurtuluşuna kadınlar da katılmadıkça, gerçek kurtuluş da olamaz. KADIN ERKEK BİRLİK; İŞ, EKMEK, ÖZGÜRLÜK! BİZLERİN TEK ÇÖZÜM YOLU; Bugün ocaktaki yemeğin pişip pişmediği ilk önce biz kadınların sorunudur. Mutfak malzemesini nereden daha ucuza alacağımız bizim sorunumuzdur. Oysa bir araya gelip, mutfak malzemelerini piyasada satılandan daha ucuza alabiliriz. Aradaki tüccarları, toptancıları, aracıları ortadan kaldırıp, ürünleri doğrudan üreticiden alabiliriz. Bizler mahallemizdeki KONDULARDA YAŞAM TÜKETİM KOOPERATİFİ’ nde hem ihtiyacımız olan şeyleri daha ucuza alabiliyoruz, hem de birlik olmayı, birlikte davranmayı ve birbirimize güvenmeyi öğreniyoruz. Diyorlar ki; herkesin eğitim öğretim hakkı var, herkes eşit haklara sahip. Oysa biz çocuklarımıza kitaplarını, defterlerini, kıyafetlerini zor alabiliyoruz. Dershanelere dahi gönderemiyoruz, başkalarının çocukları özel okullarda ders görürken…ve sonra fırsat eşitliğinden bahsediyorlar. Ama nedense o fırsat eşitliği bize hiç uğramıyor. Ama biz yine el ele verirsek, LİMONTEPE KÜLTÜR ve DAYANIŞMA DERNEĞİ’nde bu sorunlarımıza çözüm bulabiliriz. Bizim öğretmenlerimiz var. Onlar bizim çocuklarımıza, okul derslerinde yardım ediyorlar. Üniversiteye hazırlanan gençlerimizle beraber ders çalışıp, deneme sınavları çözüyorlar. Birlikte saz öğreniyorlar. Tiyatro yapıyorlar. İngilizce öğreniyorlar. Gitar öğreniyorlar. Biz birbirimizin sorununu kendi sorunumuz, hastasını kendi hastamız, düğününü kendi düğünümüz, çocuklarını kendi çocuklarımız olarak görmeliyiz. Her zaman dayanışma içinde olabileceğimiz bir ilişki var etmeliyiz. Bu ilişkiyi bir ağaç misali büyütüp, dallarını güçlendirmeliyiz. Herkes kendi emeğini ve ihtiyaçlarını koyabilir ortaya. Örneğin biz mahallemizdeki DERNEK ve KOOPERATİF ile sağlıkçı arkadaşlarımızdan aile planlaması, çocuk bakımı, kadın hastalıkları, tansiyon gibi konularda yardım isteyebiliriz. Avukat arkadaşlarımızdan hukuksal sorunlarımız, haklarımız ve işyerinde yaşadığımız sorunlara ilişkin bilgi alabiliriz. Herkes kendi rengini katsın bu çalışmalara ve sonra bir gökkuşağı çıksın ortaya. Birbirine güvenen, birbirine karşı sorumlu, birbirinin derdine koşan, ekmeğini ortadan bölüp paylaşan bir GÖKKUŞAĞI… GELİN BU GÖKKUŞAĞINA SİZ DE KATILIN! Bizim bizden başka dostumuz yok. Çünkü hepimiz aynı sorunları yaşıyoruz. Bizim birbirimize ihtiyacımız var. Ve birlikte olmaya, birlikte bir çatı altında toplanmaya ihtiyacımız var. Ancak o zaman birbirimize el uzatabiliriz. Ancak o zaman sarabiliriz birbirimizin yaralarını… KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA YA HEP BERABER YA HİÇBİRİMİZ! LİMONTEPE DERNEĞİ KATILIMCILARI-KONDULARDA YAŞAM KOOPERATİFİ ORTAKLARI Limontepe Derneği ve Kondularda Yaşam Kooperatifi 8 Mart Etkinliği Davetiyesi Merhaba, 11 Mart’ta her günden farklı bir şey yap. Çamaşırı, bulaşığı, misafiri, çocuğu tasa ederek evde durma. Kapının dışına çık ve gökyüzüne bak! Bak ne kadar kocaman bir dünya var! Ama biz kadınlar; çamaşır, bulaşık, iş, yemek, çocuklar, aile, geçim sıkıntısı, fiziksel, sosyal, psikolojik sorunlar yaşarken küçücük bir dünyaya hapsediliyoruz. Bugün gökyüzündeki kuşlar gibi derdini, tasanı al bize gel! Gel ki; derdini derdimiz sayalım, ortak dertlerimizi hep birlikte çözelim! Gel ki; bulutların kuşları sardığı gibi biz de birbirimize sarılalım! |