|
Proleter Devrimci KöZ
Sayı: 30
|
"Deneyim ve Olanaklarımızı Paylaşıyor, Kitle örgütleri arasında eşgüdüm yaratma, bu örgütlerin farklı alan ve konularda sahip oldukları deneyim ve olanakları paylaşmalarını sağlama amacıyla yapılan koordinasyon toplantılarının beşincisi 25 Şubat tarihinde İstanbul Okmeydanı’nda Arda Düğün Salonu’nda düzenlenen ve İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa ve Antalya’dan 30 yakın kitle örgütü temsilcisinin konuşmacı olarak katıldığı forum ile başladı. “Kitle Örgütlerinin Karşılaştıkları Sorunlar Nelerdir, Bu Sorunlar Nasıl Çözülür?, Kitle Örgütleri, Yaşadıkları Sorunların Çözümü Amacıyla Birbirleriyle Nasıl Bir İlişki Geliştirebilirler?” konulu forumda, Altındağ Toplumsal Dayanışma Girişimi, Anadoluda Yaşam Kooperatifi, Bursa Eğitim Kooperatifi Girişimi, Dayanışma Ağı, Dayanışma Sendikası, Deri İşçileri Derneği Girişimi, Gaziosmanpaşa Toplumsal Dayanışma Girişimi, Gülsuyu-Gülensu Dayanışma Kurumu İnisiyatifi, Güneşin Sofrası Kooperatifi, Güney Kültür Merkezi, Halk Kültür Merkezleri, Kondularda Yaşam Kooperatifi, Kundura İşçileri Derneği, Limontepe Derneği, Mayısta Yaşam Kooperatifi, Mustafa Kemal Mahallesi Güzelleştirme Derneği, Okmeydanı Dayanışma Evi, Özgür Yaşam Kooperatifi, Pazarcı Esnafı Dayanışma Derneği, Sınıfın Gücü Gazetesi, Umut Kültür Derneği ve Umut Tekstil İşçileri Tüketim Kooperatifi’nden temsilciler konuşma yaptılar. "Kitle Örgütleri Buluşmasına Hoş Geldiniz, Deneyim ve Olanaklarımızı Paylaşıyor, Sorunlarımıza Ortak Çözümler Arıyoruz", "Yaşasın Eylemli Sınıf Dayanışması", “Kurtuluş Yok Tek Başına, Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz”, "Sınıf Dayanışmasını Örelim, Yaşamaya Yön Verelim” vb. pankartların asıldığı salonda çeşitli kitle örgütleri stand açarak kendi çalışmalarını tanıttılar. Sınıf mücadelesinde yitirdiklerimizin anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan forum, açılış konuşmasıyla devam etti. Açılış konuşmasında, koordinasyon toplantısı ve forum hakkında kısa bir bilgilendirme yapıldı. Forumun düzenlenme amacı; katılan kitle örgütlerinin birbirlerinin çalışmalarından haberdar olmalarını, karşılaştıkları sorunları ve bu sorunlara nasıl çözüm getirdiklerini paylaşmalarını ve henüz çözemedikleri sorunları tespit edip çözüm yollarını birlikte tartışmalarını sağlamak olarak tarif edildi. Bunun yanı sıra farklı kitle örgütleri ile kurulan ilişkilerin sorunların çözümüne yönelik bir katkısı olabilmesi için neler yapmak gerektiğini birlikte düşünme ve tartışmanın hedeflendiği aktarıldı. Ardından forumun konusuna ve biçimine ilişkin hatırlatmalar yapıldı. Kürsüden söz alacak konuşmacılardan, kendilerine ayrılan sürenin bir kısmını; kurumun amacı, hedef kitlesi, ne zaman kurulduğu, nerelerde kaç şubesinin olduğu, üye sayısı, yürüttüğü çalışmalar, deneyimli olduğu bir ya da iki çalışma alanı vb. soruları cevaplayacak şekilde dinleyicileri kurumları hakkında bilgilendirmeye ayırmaları talep edildi. Toplam iki oturumdan oluşan ve yaklaşık 6 saat süren forumda söz alan kurum temsilcileri, forum konusunun yanı sıra çalışma yürüttükleri kurumları ve bu kurumların çalışmalarını tanıttılar. Konuşmalardan çıkan sonuçlardan biri, kitle örgütlerinin benzer sorunlarla karşı karşıya oldukları, bu sorunların çözümü amacıyla başka kitle örgütleri ile ilişki kurmaya açık olduklarıydı. Bunun yanı sıra kendi çalışmalarını da zenginleştirecek biçimde ortak çalışmalar yapılmasının katılan kurumların ortak temennisi olduğu görüldü. Kurum temsilcilerin ardından, dinleyicilerin söz aldığı serbest kürsü bölümü gerçekleşti. Serbest kürsünün ardından, koordinasyon adına bir kapanış konuşması yapıldı. Bu konuşmada, forum ile ilgili kısa bir değerlendirme yapıldı. Yapılan konuşmaların birçok açıdan verimli olduğuna değinildiği konuşmada, daha detaylı bir değerlendirmenin ise, forumun düzenlenme amacına bağlı kalınarak yapılması gerektiği vurgulandı. Bu bağlamda forumun amacına ne ölçüde ulaştığının, ertesi günü yapılacak koordinasyon toplantısının ardından belirlemek mümkün olacağı söylendi. Ertesi günü yapılacak koordinasyon toplantısına çağrı ile forum son buldu. Forumda Yapılan Konuşmalar KöZ’ün Notu: Forumu düzenleyen arkadaşlardan konuşma kayıtlarını istediğimizde henüz konuşma kayıtlarını ve toplantı tutanaklarını hazırlamadıklarını ifade ettiler. O nedenle yapılan konuşmaların tamamına ulaşamadık ve ancak bir kısmını yayınlayabiliyoruz. Yapılan açıklamaya göre bu forum ve koordinasyon toplantısının ayrıntıları katılanların ortaklaşa hazırlayacağı bir kitapçık halinde basılacak. ... UMUT TEKSTİL İŞÇİLERİ KOOPERATİFİ Ocak 2003’te İzmir’de kurulan kurumumuz tekstil işçileri içerisinde sendikasız ve sosyal güvencesiz olarak eğreti çalışma koşullarında çalışan ve sürekli rekabet halinde bulunan tekstil işçileri arasında dayanışma ruhunu bir tüketim kooperatifi çatısı altında tekrar örmek amacıyla yola çıkmıştır. Tüketim ve dayanışma kooperatifi olarak eğitim çalışmaları, sağlık seminerleri ve temel ihtiyaç malzemelerinin satımı alanlarında çalışma yürütüyoruz. İşçi mücadelesinin zayıfladığı, var olan kazanımlarını koruyamaz hale geldiği dönemlerde savunmayı örgütlemek, ekonomik ve sosyal dayanışmayı güçlendirmek, işçilere yeniden güven kazanmayı öğrenmek ve öğretmek için kendini var etmiştir kurumumuz. Kurumumuz hukuksal, mali ve örgütlenme sorunlarının yanında işçilere ulaşırken yaşanan deneyim eksikliği, olanakların yetersizliği gibi sorunlarla da karşı karşıya kalmaktadır. Sınıfı örgütleme hedefi ile çalışma yürüten kitle örgütleriyle koordineli çalışmak özelde tekstil işçilerine dönük çalışma yürüten kurumlarla ortak faliyette bulunmak istiyoruz. Bunu da külfet olarak değil çalışmalarımızın önünü açmaya yardımcı olan bir dayanışma ilişkisi olarak görüyoruz. GÜNEY KÜLTÜR MERKEZİ GKM 2002 yılının kasım ayında açıldı. Genel olarak ezilenlerin özelde de işçi sınıfına proleter kültürü tanıtmayı ve kendi yaşamlarına geçirmeyi ilk hedef olarak önüne koydu. Kurumumuzun tiyatro, bağlama, gitar, halk oyunları ve resim dalında kursları vardır. Kadın sorunu, ulusal sorun, sınıf mücadelesi gibi konularda paneller ve toplantılar, ayrıca fabrikalara ve işçi ailelerine dönük çalışmalar da yapmaktayız . Amacımız sınıfsal mücadelenin önünü açabilecek ilkeler doğrultusunda sosyalist bir kültürün gelişmesine hizmet etmektir. Bu program ve amaçlar doğrultusunda çalışma yürüten kurumlarla birlikte hareket etmek amaçlarımız arasındadır. FİNİKE PAZARCI ESNAFI DAYANIŞMA DERNEĞİ Derneğimiz 2003 yılında pazarcı esnafının mesleki sorunlarını çözmek ve dayanışmayı örgütlemek için kurulmuştur. Kurumumuz 493 üyeye sahip olup, üyelerimizin pazar ve pazar yeri sorunlarına çözüm üretip kısmi başarıya ulaşmıştır. Ayrıca kurum içinde tüketim faliyeti yürütmekte, bundan tüm üyelerin yararlanması yanında çevredeki dar gelirli emekçi ailelerinin de yararlanmasını sağlamaya çaılşmaktayız. Yerel yönetimlerden kaynaklı sorunlarımızı çözmekte zorlanmaktayız. Yerelliğimizde bulunan başka kurumlarla ortaklaşma ortamı bulunmadığından bunu gerçekleştiremedik. Ancak yaşadığımız coğrafyadaki her kurumla ortaklaşmaya hazırız. DAYANIŞMA EVLERİ Faaliyetimizi yoksul, emekçi halkın ikamet ettiği alanlara taşımak istiyorduk ve 1997 yılında Okmeydanı’nda Çağdaş Sanat Atölyesi’nde çalışmalarımıza başladık. Başlangıçta kültür ve sanat konularında çeşitli etkinlikler yürütüyorduk. Bir süre sonra semt insanlarının gündelik sorunlarına ve semt sakinleriyle beraber yerel sorunlara çözüm aramaya varan dayanışma etkinliğine dönüştü etkinliklerimiz. Bu gün Okmeydanı, Bağcılar, Esenler, Ümraniye gibi birçok semtte faaliyet yürütüyoruz. Dayanışma evlerinin görevi düzenin arızalarını tamir etmek değildir. Yoksulluk sorununu düzeninin arızası olarak değil zorunlu sonucu olarak görmekteyiz. Topraktan koparılmış, çalışma hakkı elinden alınmış, sağlık ve eğitimden mahrum edilmiş, dışlanmış, gelecekten umutlu olmayan milyonlarca insan yaşam mücadelesinde dayanışmadan güç alacaktır. Dayanışma ortak yaşamın ilk adımıdır. UMUT KÜLTÜR DERNEĞİ 1999 yılında Ankara’da Hüseyin Gazi Mahallesi’nde kurulan derneğimiz işçi sınıfının en çok ezilen kesimleri arsında dayanışmayı örgütleyerek insanların sorunlarını birlikte çözmelerini amaç edinmektedir. Derneğimizde tüketim faaliyetleri, kültürel etkinlikler, kadın çalışmaları, sağlık taramaları gibi faaliyetler yürütüyoruz. Ayrıca mahallemizdeki öğrencilerle ders çalışarak eğitim sorunu için de çalışma yürütüyoruz. Dayanışmayı örgütlerken olanakların noksanlığından kaynaklı sorunlar yaşamaktayız. Biliyoruz ki yalnızken bu sorunların üstesinden gelemeyeceğiz ve biliyoruz ki bir arada olduğumuz müddetçe varız. Katılımcısı olduğumuz koordinasyon tam da bu noktada anlamlıdır. DERİ İŞÇİLERİ DAYANIŞMA GİRİŞİMİ Deri İşçileri Dayanışma Derneği’nin öncelikli amacı, deri işçilerinin örgütsüzlüğünü ve dağınıklığını toparlayarak, kendi günlük ve acil sorunlarımızın neler olduğu ve nasıl bir dayanışma içersinde çözebileceğimizin zeminini yaratmaktır. Örgütlenme zorluklarının başında rekabete dayalı parça başı ücret sistemi gelmektedir. Bu işçileri birbirine düşürdüğü gibi sezonluk işçileri gece gündüz ve çok düşük ücrete çalıştırarak işsizliği arttırmaktadır. Deri işçileri dayanışma derneği çalışmaları 6 aydır sürdürülmektedir. Zaman zaman kimi kitle örgütlerinde eğitim çalışmaları, paneller gibi etkinlikler yapmaktayız. Deri iş kolunda karşılaştığımız sorunların başında işçi arkadaşların sürekli bir yerde çalışmamaları bundan kaynaklı birbirimize ulaşamama gelmektedir. Biz günlük ve acil sorunlarımızı bir dayanışma ve yardımlaşma halinde çözmeye ve kendimizi savunmaya çalışmaktayız. Başka sektörlerin de öyle olduğunun farkında olarak kitle örgütleri koordinasyonuna önem vermekteyiz. Birleşik sınıf dayanışmasının gelişmesine hizmet eden koordinasyonun daha da güçlenerek, işçi sınıfının sendikasız, sigortasız, işsiz kesimi içerisinde gelişeceğine inancımız tamdır. ANADOLUDA YAŞAM TÜKETİM KOOPERATİFİ Kooperatifimiz 2003 yılında Okmeydanı’nda kuruldu. Herkesin kabuğuna çekildiği ama bir yandan da yalnızlık, güvensizlik ve dayanışma eksikliğinden şikayet ettiği Okmeydanı’nda, kooperatif çatısı altında bir araya gelenler olarak; pek çok sorundan birini ele almaya karar verdik. Tüketim ürünlerini ortaklaşa almayı sağlayarak maddi ihtiyaçlarımızı karşılamayı ve bir araya gelmeyi hedefledik. Sorunları bir araya gelerek çözmenin anlamını somut bir biçimde görmek demektir bu çalışma. Aracıları olabildiğince ortadan kaldırıp ya üreticiden ya da toptancıdan birçok ürünü daha düşük fiyatlarla edindik. Şimdilik saz, gitar çalışmaları ve yine işçiler olarak işten sonraki vakitlerimizi birlikte geçirmek üzere tiyatro grubu oluşturduk. Kooperatifimiz tüketim malzemelerine ulaşmasında ciddi bir mesafe almış olsa da henüz bunu oturtabilmiş değil. Ayrıca tüketim işinin organizasyonunda özellikle kadınların daha fazla aktifleşmesini istiyoruz. Tüketim faaliyetiyle ilgili yaptığımız işleri farklı kurumlarla ortaklaştırmamızın önünde hiçbir engel olmadığını gördük ve koordinasyon sayesinde bunun nasıl somutlanabileceğini konuşmayı düşünüyoruz. Ayrıca bizler, kooperatif çatısı altında buluşanlar çoğunlukla işçiyiz ve sendikadan mahrumuz. Bu sorunumuzu da kooperatif dışında başka araçlarla çözeceğimizi biliyoruz. Dolayısı ile bu koordinasyon ilişkilerinin gelişmesi ile birlikte, başka kurumlarla tanışmayı ve ilişkilerimizi bu yönde geliştirmeyi hedefliyoruz. Daha iyisini bir araya geldikçe yaratacağımıza inanıyoruz. MAYISTA YAŞAM KOOPERATİFİ 1999’da yöre derneklerinin mekansal desteği ile “Eğitim İçin Dayanışma” adıyla başlattığımız çalışmamız 2002’de kurumsallaştı ve Mayısta Yaşam Kooperatifi resmi olarak kuruldu. Faaliyetimizin amacı, eğitim ayrıcalığına sahip olan üniversite öğrencileri ile emekçiler arasındaki duvarları emekçilerin ve onların çocuklarının eğitim ihtiyacı temelinde yıkmaktır. Bir problemimiz faaliyetimizin muhatapları olan hoca ve öğrencileri bulmakta yaşadığımız sıkıntılar. Bir başka sorunumuz üç şubemizin faaliyetlerini merkezi olarak koordine edebilecek ve karar alma mekanizması işlevini görecek bir merkezimizin bulunmayışı. Geçen yıldan beri devletin kooperatife yasal prosedürleri kullanarak yönelttiği saldırılara hukuksal yollardan yanıt verecek birikimimizin olmayışı. Biz bütün bu sorunlarımızı koordinasyon vasıtasıyla irtibata geçtiğimiz ya da geçebileceğimiz, zaman zaman bizimkilere benzer sorunlarlala karşı karşıya kalan diğer kurumlarla dayanışarak çözebileceğimize inanıyoruz ve bu bağlamda koordinasyonu anlamlı ve gerekli buluyoruz. DAYANIŞMA AĞI Biz sistemle sorun yaşayan, cezaevlerinde ikamet etmek zorunda kalmış herkesi, birlikte kolektif olarak sahiplenmek gerektiği felsefesinden hareketle çalışıyoruz. Dışarıdaki sosyal hayat dediğimiz, kahvaltıdan iş bulunmasına kadar değişik alanlardaki bu faaliyetleri organize etmeye çalışıyoruz. Burada kendi başımıza faaliyet yürüttüğümüz alanlarda çeşitli sorunları yaşayıp görüyoruz. Bunun dışında kitle örgütlerinin sorunlarının çözüm noktasında biz daha ziyade emek yaratıcılığına ve dayanışmaya önem verdik. Birbirine benzer çalışma yapan kurumların birbirinden ayrı durmasını sağlıksız buluyoruz. Çalışmalarını halk insiyatifi oluşturmak üzere yürütmeleri gerektiğini düşünüyoruz. Alanların birbiriyle koordinasyon oluşturabileceğini düşünüyoruz. Bunun hem enerji kaybını önleyeceğini düşünüyoruz. SINIFIN GÜCÜ Sınıfın Gücü Gazetesi ücretli emek ile sermaye arasındaki uzlaşmaz karşıtlığın, sınıf savaşımlarının günden güne keskinleştiğini söyleyerek konuşmasına başladı. Mülksüzleşme ve proleterleşme sürecinin, kapitalist rekabetin günümüz koşullarından bahsetti. Sınıfın Gücü Gazetesi toplumun bugününün, geleceğinin sözcülüğünü üstlenmek amacıyla ortaya çıktığını söyleyerek proletaryanın bağımsız siyasetinin oluşturulması gerektiğinin altını çizdi. “Sosyalist hareket içinden birçok farklı yapı ve oluşum, elindeki olanaklar çerçevesinde farklı araçlar ile sınıf içinde örgütlenmeye çalışıyor. Gazetemizin ve onun kapsadığı çalışmanın tek başına tüm sorunların ilacı olduğunu iddia etmiyoruz. Birçok farklı çalışma ve aracın birbirini beslediği, birbirinin açığını kapattığı bütünlüklü bir çalışmaya inanıyoruz.” diyerek konuşmalarını sonlandırdılar. GÜNEŞİN SOFRASI KOOPERATİFİ Güneşin Sofrası yaklaşık bir buçuk yıllık bir çalışmanın ürünü. 2005 Haziranı’nda açıldık. Kooperatif çalışma olarak bilimsel, eğitsel, kültür faaliyeti, dayanışma faaliyetini hedefliyor. Çeşitli akademik faaliyetler sürdürüyoruz. Ülkenin, dünyanın gündemlerine dair seminerler, konferanslar sürdürüyor. Aynı kaygıları taşıyan kurumlar, bireyler, aydınlar sanatçılarla birlikte bunu yapmaya çlaşıyıruz. Okmeydanı’nda bunu bir model haline getirebilirsek, başka yerlerde bunu çoğaltmayı düşünüyoruz. Kitle örgütlerinin sorunlarına dair birkaç şey söylemek istiyorum. Kitle örgütleri tanımı eksik bir kavram, onun yerine demokratik kitle örgütleri kavramı daha denk düşüyor. Şu anki verili durumda STKlar gibi liberal burjuvazinin saldırılarına karşı sınıfın demokratik mevzileridir. Ufak farklılıkları ayrı durmanın gerekçesi yapmadık. DKÖlerdeki problem, düşünüş tarzındaki bozulmadır. Kitle örgütleri toplantısına katılan arkadaşların daha demokratik daha katılımcı bir çalışma yürütmesini hedefliyoruz. MUSTAFA KEMAL GÜZELLEŞTİRME DERNEĞİ Dernek mahalle esnafı tarafından kuruldu. Uyuşturucu, tiner ve madde bağımlılığının artığı önemli bir gerçek. Buna karşı kampanyalar başlatıldı. Dernek de bu kampanyaların içinde yer aldı. Dernek yozlaşma karşıtı platformun ortaya çıkmasını sağladı. Kumar oynanan yerlere gidilerek müdahale edildi. Kumarhaneler kapatıldı. Halkın bizi sahiplemesiyle kurumların bir araya gelmesini başardık. Bundan sonra yine çalışmalarımız devam etti. İmza kampanyaları oldu, yine çalışmalar devam ediyor, film gösterimleri vb. kültür sanat etkinlikleri de devam ediyor. Ayrıca mahallenin kuruluş etkinliği diğer kurumlarla beraber örgütlendi. HALK KÜLTÜR MERKEZİ Emekçilerle buluşma ve onlar içinde kök salma devrimci örgütlenmelerin asli sorunlarından biri olarak karşımıza çıkmıştır bugün. Politik kültürel odaklar oluşturarak emekçileri biraraya getirmeyi, onlarla devrimciler arasında köprüler oluşturmayı hedefledik. Ama şöyle anlaşılmamalı, kadro devşirmeyi hedef alan paravan gibi görünen dar kurumlar olarak düşünmedik bunları. Bölgesel olarak örgütlendik. Ancak yarın öğrencilerin, emekçilerin sorunlarına sahip çıkarak yeni alanlar ve kurumlar ortaya çıkaracığını düşünüyoruz. Politik kültürel odaklar olarak gördüğümüz HKM, örgütsüz işçilerle ve bunlarla sınırlı olmayan emekçilerle, emekçilerin sorunlardan hareketle yıkımlara, işsizliğe ve yoksulluğa karşı kampanya yürüttü. Sadece düzene karşı değiliz, aynı zamanda neo liberal saldırıya karşı somut devrimci ilişki, mücadele ve yaşam alternatifi yaratmayı hedefliyoruz. Karşı çıkılan her durumun alternatifini yaşam içinde oluşturmak istiyoruz. Kitle ilişkilerinde dayanışmanın ancak hayatın pratiği içinde oluşacağına inanıyoruz. Gericilik dönemine denk gelen bir örgütlenme yaratmak zorunda kaldık. işçi sınıfı kollarını açmış bizi beklemiyor. Dayanışmayı ilmek ilmek örmek, dayanışma ruhunu yeniden yaratma ve diri tutmakla yükümlüyüz. Koordinasyonda üzerinde durmaya çalıştığımız noktalardan birisi bu. ALTINDAĞ TOPLUMSAL DAYANIŞMA GİRİŞİMİ Ankara’da Altındağ ilçesinde, dersler üzerinden dayanışma faaliyeti yürütüyoruz. Sosyal kültürel dersler yapmaya çalıştık. Çalışma yürüttüğümüz bölgede güven bunalımı çok yoğun. Solun kalesi denilen bir yer burası. Bu insanlar gardlarını bize karşı alıyorlar. 10 senemizi oraya gömdükten sonra belki bir şeyler yaratacağız. Dayanışmanın komünist toplumda zemini vardır. GAZİOSMANPAŞA TOPLUMSAL DAYANIŞMA Bu kurum adına Güneşin Sofrası’ndan bir arkadaş aşağıdaki konuşmayı yaptı: “Dayanışma içerikli bir toplantı. Ben anlatacağım. Toplumsal dayanışma bir arkadaş grubunun bir dernek çalışmasına başladılar. Çok küçük projelerle başlıyorlar. Büyük hedefleri var. Dernek çalışan işçilerin uğrak yeri olabilirsin. Ortak sorunlara ortak çözüm yapabilsin. Yer sorununu çözünce başvurularını yapacaklar.” DAYANIŞMA SENDİKASI Bir örgütlenme sorunumuz var. Bunun için bir araç. Dayanışma Sendikası, örgütsüz bir kesim var. Örgütsüz bir kesime ulaşamıyoruz. Araçlarımız yanlış mı, doğru. Genç işçilerde bir örgütsüzlük mevcut. İşçi sınıfında bir hareketlilik yok. Bu yüzden bir dalgaya kapılmıyor işçiler. Genç işçiler sınıf hareketlerinden habersiz, bunlardan uzak. Arayışımız devam ediyor. Sendika olarak farklı bir yerden bakmak istiyorum. Uyuşturucusuyla vs. sistem bizi işçilerden uzak tutuyor. Avrupa işçileri %60 uyuşturucu kullanıyor. Ama mücadeleye de giriyor. Uyuşturucu kullananları da sınıf mücadelesine katmak gerekiyor. Teşekkür ediyorum. |